Bir süredir işadamı Serdar Oral’la gözlerden uzak bir aşk yaşayan oyuncu Özgü Namal’ın hamile olduğu iddia edildi.
Jüri üyesi olduğu ‘Yetenek Sizsiniz’ programına hastalık nedeniyle birkaç hafta ara veren Namal’ın 3 aya yaklaşan hamileliği yüzünden aşırı mide bulantısı yaşadığı, programa bu nedenle ara verdiği konuşuluyor.
2 Kasım 2014 Pazar
1 Kasım 2014 Cumartesi
Çizmelerini 3 kişi giydiriyor
Halloween partisine hazırlanan Madonna çizmelerini güçlükle giyebildi.
Pop müziğin kraliçesi Madonna, Instagram hesabına koyduğu bir fotoğrafla şıklık için nelere katlandığını hayranlarıyla paylaştı. Uzun çizmelerini 3 kişinin yardımıyla, yere uzanarak giyebilen pop müziğin divası, Salı günü paylaştığı fotoğrafla 56 yaşında olmasına rağmen hala güzelliğini koruduğunu da göstermiş oldu.
Givenchy marka çizmelerini giymenin kâbus olduğundan bahseden Madonna, daha sonra Çarşamba günü de bir zamanların efsane boksörü Mike Tyson’la çekilmiş bir fotoğrafını daha paylaştı. Şu sıralar sosyal medyada oldukça aktif olan popun kraliçesi, geçen hafta Cuma günü de banyoda çekilmiş bir yoga pozunu da ‘’sabah esnemesi’’ yazarak Instagram hesabından paylaşmıştı.
Pop müziğin kraliçesi Madonna, Instagram hesabına koyduğu bir fotoğrafla şıklık için nelere katlandığını hayranlarıyla paylaştı. Uzun çizmelerini 3 kişinin yardımıyla, yere uzanarak giyebilen pop müziğin divası, Salı günü paylaştığı fotoğrafla 56 yaşında olmasına rağmen hala güzelliğini koruduğunu da göstermiş oldu.
Givenchy marka çizmelerini giymenin kâbus olduğundan bahseden Madonna, daha sonra Çarşamba günü de bir zamanların efsane boksörü Mike Tyson’la çekilmiş bir fotoğrafını daha paylaştı. Şu sıralar sosyal medyada oldukça aktif olan popun kraliçesi, geçen hafta Cuma günü de banyoda çekilmiş bir yoga pozunu da ‘’sabah esnemesi’’ yazarak Instagram hesabından paylaşmıştı.
George Clooney'le evlenmenin bedeli
Geçtiğimiz ay Venedik'te aktör Clooney ile görkemli bir düğünle hayatını birleştiren Amal Alamuddin ya da yeni adıyla Amal Clooney'in medyanın kendisini adım adım takip ettiği ilk günden beri görüntüsünü değiştirmek için uğraştığı ortaya çıktı.
OK dergisinin iddiasına göre aktörle ilişkisinin ortaya çıktığı günlerde basında çıkan fotoğrafları yüzünden Amal Alamuddin'in fizilsel görüntüsüyle ilgili algısı da değişti.
Dergiye konuşan bir arkadaşının iddiasına göre Amal Clooney, magazin basınında çıkan fotoğraflarında kilolu göründüğünü düşünüp fiziksel görüntüsünden memnun olmamaya başlamış.
Bunun üzerine sıkı bir diyete girmiş. Zaten uzun boylu ve ince yapılı olan Amal Clooney, kısa bir süre önce hayata veda eden Oscar De La Renta'nın hazırladığı gelinliği daha güzel taşıyabilmek için 4 kilo daha vermiş.
Bazıları her kadının düğününden önce gelinlik içinde daha güzel görünmek için en azından birkaç kilo verme yolunu seçtiğini söylerken bazıları da "Ünlü birinin eşi olmak bile kilo konusunda Amal'i bu kadar baskı altında bıraktı" yorumunu yaptı.
Birçok kişi Amal Alamuddin'in de gösteri dünyasında ön plana çıkan birçok kişi gibi 'zayıflama hastalığına" yakalandığını ileri sürdü.
OK dergisinin iddiasına göre aktörle ilişkisinin ortaya çıktığı günlerde basında çıkan fotoğrafları yüzünden Amal Alamuddin'in fizilsel görüntüsüyle ilgili algısı da değişti.
Dergiye konuşan bir arkadaşının iddiasına göre Amal Clooney, magazin basınında çıkan fotoğraflarında kilolu göründüğünü düşünüp fiziksel görüntüsünden memnun olmamaya başlamış.
Bunun üzerine sıkı bir diyete girmiş. Zaten uzun boylu ve ince yapılı olan Amal Clooney, kısa bir süre önce hayata veda eden Oscar De La Renta'nın hazırladığı gelinliği daha güzel taşıyabilmek için 4 kilo daha vermiş.
Bazıları her kadının düğününden önce gelinlik içinde daha güzel görünmek için en azından birkaç kilo verme yolunu seçtiğini söylerken bazıları da "Ünlü birinin eşi olmak bile kilo konusunda Amal'i bu kadar baskı altında bıraktı" yorumunu yaptı.
Birçok kişi Amal Alamuddin'in de gösteri dünyasında ön plana çıkan birçok kişi gibi 'zayıflama hastalığına" yakalandığını ileri sürdü.
Sevilen dizinin başrol oyuncuları kapıştı!
'Emanet' dizisinin setinde başrol oyuncuları arasında köpek krizi çıktı.
Arif Hür'ün haberine göre dizi setlerindeki agresifliğiyle tanınan Mehmet Akif Alakurt, bu kez sete Alman kurdu cinsi köpeğini getirdi. Partneri Özlem Yılmaz da Terrier cinsi köpeğini getirince ikili köpekleri yüzünden tartışıp küstü.
'Emanet' dizisinin setinde başrol oyuncuları arasında köpek krizi çıktı. Dizide Üsteğmen Fırat karakterini canlandıran Mehmet Akif Alakurt, çok sevdiği Alman kurdu köpeğini çekimlerin yapıldığı Kapadokya’ya getirdi. Sete köpeğiyle gelen bir başka isim ise dizinin diğer başrol oyuncusu Özlem Yılmaz oldu.
EKİP RAHATSIZ OLDU
Sette sürekli havlayan iki köpek, dizi ekibini rahatsız etti. Asıl kriz ise başrol oyuncuları arasında patlak verdi. Alakurt, rol arkadaşı Yılmaz’a Terrier cinsi köpeğinin iyi eğitilmediğini, kendi köpeğinin ise mükemmel bir eğitim aldığını söyleyince Yılmaz’ın tepkisini çekti. Tartışan iki oyuncu bir süredir konuşmuyor.
Arif Hür'ün haberine göre dizi setlerindeki agresifliğiyle tanınan Mehmet Akif Alakurt, bu kez sete Alman kurdu cinsi köpeğini getirdi. Partneri Özlem Yılmaz da Terrier cinsi köpeğini getirince ikili köpekleri yüzünden tartışıp küstü.
'Emanet' dizisinin setinde başrol oyuncuları arasında köpek krizi çıktı. Dizide Üsteğmen Fırat karakterini canlandıran Mehmet Akif Alakurt, çok sevdiği Alman kurdu köpeğini çekimlerin yapıldığı Kapadokya’ya getirdi. Sete köpeğiyle gelen bir başka isim ise dizinin diğer başrol oyuncusu Özlem Yılmaz oldu.
EKİP RAHATSIZ OLDU
Sette sürekli havlayan iki köpek, dizi ekibini rahatsız etti. Asıl kriz ise başrol oyuncuları arasında patlak verdi. Alakurt, rol arkadaşı Yılmaz’a Terrier cinsi köpeğinin iyi eğitilmediğini, kendi köpeğinin ise mükemmel bir eğitim aldığını söyleyince Yılmaz’ın tepkisini çekti. Tartışan iki oyuncu bir süredir konuşmuyor.
Başak Dizer: 'O konulara girmeyelim'
Kıvanç Tatlıtuğ’un sevgilisi Başak Dizer, önceki gün İstinye Park’taydı.
Hürriyet'ten Cenker Tezel'in haberine göre Tatlıtuğ’la ilgili soruları “O konulara girmeyelim” diyerek yanıtsız bırakan Dizer, birlikte yemek yediği erkek arkadaşı için de “Biliyorsunuz ben organizasyon işleri yapıyorum, sponsorlarım oluyor, onlarla toplantı yapıyorum” dedi.
Hürriyet'ten Cenker Tezel'in haberine göre Tatlıtuğ’la ilgili soruları “O konulara girmeyelim” diyerek yanıtsız bırakan Dizer, birlikte yemek yediği erkek arkadaşı için de “Biliyorsunuz ben organizasyon işleri yapıyorum, sponsorlarım oluyor, onlarla toplantı yapıyorum” dedi.
Duygu Çetinkaya: 'Paranın esiri değilim'
Survivor’a giden ve adadan başka bir Duygu olarak dönen sunucu ve oyuncu Duygu Çetinkaya içini döktü...
Akşam Life'dan Uğur Kalabaş'ın röportajı..
Survivor yarışmasına katılmadan önce başarılı bir oyuncuydunuz ve birçok projede de yer aldınız.
Hayatınızda yarışma sonrası neler değişti?
Survivor’dan önceki ve sonraki Duygu olarak ikiye ayrıldı hayatım. Yarışma benim hayata bakış açımı tepeden tırnağa değiştirdi. Orada geçirdiğim onca zaman içinde rutin hayatımda algılayamadığım ya da gözden kaçırdığım her şeyi gözlemleme ve anlama fırsatım oldu. Ada beni olgunlaştırdı ve büyüttü.
İş hayatınızı nasıl etkiledi yarışma?
Mesela uzun bir aradan sonra yeniden sunuculuk yapmaya başladım. Sunuculuğun yanına yorumculuğu ve magazini de ekledim, böylelikle kariyerimde yeni bir rotam olmuş oldu. Bu yüzden de dizi ve sinemaya biraz ara vermek zorunda kaldım.
Dışarıdan çok sert görünüyorsunuz. Öyle misiniz gerçekten?
Ben sert bir insan değilim. Sadece haksızlıktan hoşlanmıyorum o kadar. Her insanın görüşüne, fikrine, yaşam tarzına saygı duymaya özen gösteriyorum. Saygısızlık eden insanlara asla tahammül edemiyorum. Genellikle de bu tavırlar içinde olan ve onlara destek veren insanlarla tartışıyorum. Ben de lafını esirgemeyen bir kişi olduğum için, haliyle dışarıya sert bir insan imajı yansıyor.
Hemcinslerinizle iyi geçinemediğinize dair bir demeciniz var. Neden öyle düşünüyorsunuz?
Benim hemcinslerimle bir sorunum yok. Sadece klasik kız tipinin biraz dışındayım.
Bu herkesçe hemen kabullenilen bir durum değil. En yakın arkadaş grubumda kızlar var erkekler de. Yani sorun benimle değil karşı tarafın beni gördüğü gözle alakalı.
AŞK DEĞİL SEVGİ İNSANIYIM
Peki ya özel hayat? Sevgi insanı mısınız, aşk insanı mı?
Aşk değil sevgi insanıyım. Ölmeyen, bitmeyen, silinmeyen en yüce duygudur sevgi.
Hayatta sizi neler besler?
Kitaplar ve filmler bu konuda çok yardımcı. 600 sayfalık bir romanın bir cümlesi size bir ömürlük ders verebilir ya da 2 saatlik bir film sonunda hayata bakışınız değişebilir.
Survivor sonrası tekliflerin ardı arkası kesilmedi, oyunculuğu askıya alıp Beyaz TV’de program yapma kararı aldınız…
Sunuculuk daha önce de yaptığım bir iş. Yıllarca Show TV’de Silikon Vadisi adlı teknoloji programını sundum Dinçer Karaca’yla. O yüzden en az oyunculuk kadar sunuculuk dalında da bir geçmişe sahibim. Yarışma sonrasında bir sinema filmi ve bir dizi yaptım. Sonra tv8’de (Survivor Panorama) bizden sonraki Survivor ‘ların oyun performanslarını yorumladım. Ardından Beyaz TV’den teklif geldi. Beni heyecanlandıran bir proje olduğu için kabul ettim.
Söylemezsem Olmaz’da yer almaya başladıktan sonra çok üzerinize gelindiğini düşünüyor musunuz?
Evet, bazen gelindiğini düşündüm. Ama bu benim düşüncelerimi ve tavrımı değiştirmeme sebep olacak şeyler değil. Ben benim. Herkesin bir karakteri tavrı ve duruşu vardır hayatta. Bir konuyla ilgili fikrimi söylemek suçsa herkes suçlu. O zaman düşünmeyelim, konuşmayalım hatta bu röportajı da yapmayalım ne gerek var. Herkesin aynı düşünmesi gerekir diye bir kural yok. Bu tamamen saçmalık olur zaten.
Hayatı bazen aynaya benzetiyorum
Yaşama dair keşkeleriniz ya da pişmanlıklarınız oldu mu hiç?
Hayata ne kadar pozitif bakarsan o da sana o kadar pozitif cevap veriyor. Ben hayatı bir aynaya benzetiyorum. Ona baktığımızda gülümsersek ayna güzel gösteriyor, fakat kaşlarımızı çatarsak o da bize kaşlarını çatıyor. Yapmadıklarımdan pişman olmaktansa, yaptıklarımdan, tercihlerimden pişman olmayı tercih ediyorum. Keşke yapsaydım demektense iyi ki yapmışım demek daha iyidir. İnsanın doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırabilmesi için tecrübe ve tercih etmesi gerekli. Çünkü bir birey ancak bu şekilde gelişimini sağlayabiliyor. Bence yaşanılan her şey yaşanması gerektiği için yaşanıyor.
Kinci misiniz?
Asla değilim olmayı da planlamıyorum. Global dünyanın en büyük sorunlarından birinin de kin olduğunu düşünüyorum. Kin, ile besleme duygusu bir insanın kendine ve karşısındakilere yapacağı en büyük haksızlık bence bu yüzden de, kin, kibir, intikam gibi kelimeleri hafızamdan sildim. Hayatımda ve zihnimde bu kelimeleri blokladığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü sen başkası için ne düşünür ve hissedersen, o da senin için aynı fikirleri düşünmeye ve üretmeye başlıyor. Dostoyevski der ki; Sevgi her zaman karşılık görür, kin de… Bence çok doğru söylemiş.
Bir kariyer planınız var mı yoksa hayatı akışına bırakarak mı yaşarsınız?
Hayatı planlayamazsınız. O sizinle oynar zaten. Ama isteğin ne diye sorarsanız oyunculuk ve sunuculuk benim mesleğim ve ömrüm boyunca bu işleri yapmaya devam etmek isterim.
Yaşamak için mücadele ediyorum
Eli sıkı birimisiniz? Yatırımlarınızı nasıl yaparsınız?
Çok para tutabilen biri değilim. Çünkü paranın esiri değilim. Ben yaşamak için kazanıyorum, kazandığımı da yaşamım için rahatlıkla harcıyorum.
Yarım kalan ya da hiç ulaşamadığınız hedefleriniz oldu mu?
Kafama koyduğum şeyi yapmak için çabalarım. Günümüzün moda yaşam şekli olan birilerini ezerek yükselmek veya başarmak değil de tırnaklarımla kazıyarak, çok çalışarak hedeflerime yürümek isterim. Bu bugüne kadar hep böyle oldu çok şükür. Bundan sonraki hedeflerim için de çalışmaya devam.
Hayat felsefeniz?
‘Uçurumun kenarında olsan bile sırf hayata gıcıklık olsun diye gülümse’ derim kendime.
Akşam Life'dan Uğur Kalabaş'ın röportajı..
Survivor yarışmasına katılmadan önce başarılı bir oyuncuydunuz ve birçok projede de yer aldınız.
Hayatınızda yarışma sonrası neler değişti?
Survivor’dan önceki ve sonraki Duygu olarak ikiye ayrıldı hayatım. Yarışma benim hayata bakış açımı tepeden tırnağa değiştirdi. Orada geçirdiğim onca zaman içinde rutin hayatımda algılayamadığım ya da gözden kaçırdığım her şeyi gözlemleme ve anlama fırsatım oldu. Ada beni olgunlaştırdı ve büyüttü.
İş hayatınızı nasıl etkiledi yarışma?
Mesela uzun bir aradan sonra yeniden sunuculuk yapmaya başladım. Sunuculuğun yanına yorumculuğu ve magazini de ekledim, böylelikle kariyerimde yeni bir rotam olmuş oldu. Bu yüzden de dizi ve sinemaya biraz ara vermek zorunda kaldım.
Dışarıdan çok sert görünüyorsunuz. Öyle misiniz gerçekten?
Ben sert bir insan değilim. Sadece haksızlıktan hoşlanmıyorum o kadar. Her insanın görüşüne, fikrine, yaşam tarzına saygı duymaya özen gösteriyorum. Saygısızlık eden insanlara asla tahammül edemiyorum. Genellikle de bu tavırlar içinde olan ve onlara destek veren insanlarla tartışıyorum. Ben de lafını esirgemeyen bir kişi olduğum için, haliyle dışarıya sert bir insan imajı yansıyor.
Hemcinslerinizle iyi geçinemediğinize dair bir demeciniz var. Neden öyle düşünüyorsunuz?
Benim hemcinslerimle bir sorunum yok. Sadece klasik kız tipinin biraz dışındayım.
Bu herkesçe hemen kabullenilen bir durum değil. En yakın arkadaş grubumda kızlar var erkekler de. Yani sorun benimle değil karşı tarafın beni gördüğü gözle alakalı.
AŞK DEĞİL SEVGİ İNSANIYIM
Peki ya özel hayat? Sevgi insanı mısınız, aşk insanı mı?
Aşk değil sevgi insanıyım. Ölmeyen, bitmeyen, silinmeyen en yüce duygudur sevgi.
Hayatta sizi neler besler?
Kitaplar ve filmler bu konuda çok yardımcı. 600 sayfalık bir romanın bir cümlesi size bir ömürlük ders verebilir ya da 2 saatlik bir film sonunda hayata bakışınız değişebilir.
Survivor sonrası tekliflerin ardı arkası kesilmedi, oyunculuğu askıya alıp Beyaz TV’de program yapma kararı aldınız…
Sunuculuk daha önce de yaptığım bir iş. Yıllarca Show TV’de Silikon Vadisi adlı teknoloji programını sundum Dinçer Karaca’yla. O yüzden en az oyunculuk kadar sunuculuk dalında da bir geçmişe sahibim. Yarışma sonrasında bir sinema filmi ve bir dizi yaptım. Sonra tv8’de (Survivor Panorama) bizden sonraki Survivor ‘ların oyun performanslarını yorumladım. Ardından Beyaz TV’den teklif geldi. Beni heyecanlandıran bir proje olduğu için kabul ettim.
Söylemezsem Olmaz’da yer almaya başladıktan sonra çok üzerinize gelindiğini düşünüyor musunuz?
Evet, bazen gelindiğini düşündüm. Ama bu benim düşüncelerimi ve tavrımı değiştirmeme sebep olacak şeyler değil. Ben benim. Herkesin bir karakteri tavrı ve duruşu vardır hayatta. Bir konuyla ilgili fikrimi söylemek suçsa herkes suçlu. O zaman düşünmeyelim, konuşmayalım hatta bu röportajı da yapmayalım ne gerek var. Herkesin aynı düşünmesi gerekir diye bir kural yok. Bu tamamen saçmalık olur zaten.
Hayatı bazen aynaya benzetiyorum
Yaşama dair keşkeleriniz ya da pişmanlıklarınız oldu mu hiç?
Hayata ne kadar pozitif bakarsan o da sana o kadar pozitif cevap veriyor. Ben hayatı bir aynaya benzetiyorum. Ona baktığımızda gülümsersek ayna güzel gösteriyor, fakat kaşlarımızı çatarsak o da bize kaşlarını çatıyor. Yapmadıklarımdan pişman olmaktansa, yaptıklarımdan, tercihlerimden pişman olmayı tercih ediyorum. Keşke yapsaydım demektense iyi ki yapmışım demek daha iyidir. İnsanın doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırabilmesi için tecrübe ve tercih etmesi gerekli. Çünkü bir birey ancak bu şekilde gelişimini sağlayabiliyor. Bence yaşanılan her şey yaşanması gerektiği için yaşanıyor.
Kinci misiniz?
Asla değilim olmayı da planlamıyorum. Global dünyanın en büyük sorunlarından birinin de kin olduğunu düşünüyorum. Kin, ile besleme duygusu bir insanın kendine ve karşısındakilere yapacağı en büyük haksızlık bence bu yüzden de, kin, kibir, intikam gibi kelimeleri hafızamdan sildim. Hayatımda ve zihnimde bu kelimeleri blokladığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü sen başkası için ne düşünür ve hissedersen, o da senin için aynı fikirleri düşünmeye ve üretmeye başlıyor. Dostoyevski der ki; Sevgi her zaman karşılık görür, kin de… Bence çok doğru söylemiş.
Bir kariyer planınız var mı yoksa hayatı akışına bırakarak mı yaşarsınız?
Hayatı planlayamazsınız. O sizinle oynar zaten. Ama isteğin ne diye sorarsanız oyunculuk ve sunuculuk benim mesleğim ve ömrüm boyunca bu işleri yapmaya devam etmek isterim.
Yaşamak için mücadele ediyorum
Eli sıkı birimisiniz? Yatırımlarınızı nasıl yaparsınız?
Çok para tutabilen biri değilim. Çünkü paranın esiri değilim. Ben yaşamak için kazanıyorum, kazandığımı da yaşamım için rahatlıkla harcıyorum.
Yarım kalan ya da hiç ulaşamadığınız hedefleriniz oldu mu?
Kafama koyduğum şeyi yapmak için çabalarım. Günümüzün moda yaşam şekli olan birilerini ezerek yükselmek veya başarmak değil de tırnaklarımla kazıyarak, çok çalışarak hedeflerime yürümek isterim. Bu bugüne kadar hep böyle oldu çok şükür. Bundan sonraki hedeflerim için de çalışmaya devam.
Hayat felsefeniz?
‘Uçurumun kenarında olsan bile sırf hayata gıcıklık olsun diye gülümse’ derim kendime.
Boyalı Asena Erkin'e aşk ilanı!
Ünlü futbolcu Caner Erkin, haklarında çıkan ayrılık iddialarına inat eşi Asena'yla mutluluk pozları paylaşmaya devam ediyor.
Omzumdaki prenses
Güneş'in haberine göre Erkin eşinin omzunda uyuklarken çektiği bu pozu "Omzumda uyuyan bir prenses" notuyla yayınladı. Marjinal tavırlarıyla dikkatleri üzerine çeken Asena Erkin de, önceki gün yüzünü kırmızı rujla boyadı, ardından da zebralı şapkasıyla pozunu paylaştı.
Omzumdaki prenses
Güneş'in haberine göre Erkin eşinin omzunda uyuklarken çektiği bu pozu "Omzumda uyuyan bir prenses" notuyla yayınladı. Marjinal tavırlarıyla dikkatleri üzerine çeken Asena Erkin de, önceki gün yüzünü kırmızı rujla boyadı, ardından da zebralı şapkasıyla pozunu paylaştı.
Demet Akalın cadı oldu!
Ünlü popçu Demet Akalın, önceki akşam Ortaköy Premium Club’te sahneye çıktı.
Sevilen şarkıları ile hınca hınç dolu mekanı coşturdu. Sahnede sevenlerinden hediyeler de alan Akalın, sahne öncesinde ise basın mensupları ile sohbet etti. Cadılar Bayramı olması nedeni ile farklı bir imaj ile sahneye çıkan Akalın, eşi Okan Kurt'un kendisini evde o şekilde görünce korktuğunu açıkladı.Küpelerini ise anahtarlık alıp onlardan kendisinin yaptığını söyledi. İlginç kirpikleri ve peruğu Bülent Ersoy'un tarzı olduğu söylendiğinde Demet Akalın, bombayı patlattı. Son dönemde kendisini pek aramadığını dile getiren Akalın, '' Ben Bülent hanımla gösteriş konusunda asla yarışamam. Onda da azcık cadılık var. Kızıyım ben O'nun. Bunlar O'na da çok yakışırdı'' dedi. Bir muhabir cadılar bayramını kastederek, '' Bugün Bayram Bülent annenizi aradınız mı?'' diyerek espri yaptı. Demet Akalın bu espriye dakikalarca kahkaha atarak güldü.
Sevilen şarkıları ile hınca hınç dolu mekanı coşturdu. Sahnede sevenlerinden hediyeler de alan Akalın, sahne öncesinde ise basın mensupları ile sohbet etti. Cadılar Bayramı olması nedeni ile farklı bir imaj ile sahneye çıkan Akalın, eşi Okan Kurt'un kendisini evde o şekilde görünce korktuğunu açıkladı.Küpelerini ise anahtarlık alıp onlardan kendisinin yaptığını söyledi. İlginç kirpikleri ve peruğu Bülent Ersoy'un tarzı olduğu söylendiğinde Demet Akalın, bombayı patlattı. Son dönemde kendisini pek aramadığını dile getiren Akalın, '' Ben Bülent hanımla gösteriş konusunda asla yarışamam. Onda da azcık cadılık var. Kızıyım ben O'nun. Bunlar O'na da çok yakışırdı'' dedi. Bir muhabir cadılar bayramını kastederek, '' Bugün Bayram Bülent annenizi aradınız mı?'' diyerek espri yaptı. Demet Akalın bu espriye dakikalarca kahkaha atarak güldü.
Tuğba Özerk trafik kazası geçirdi
Ünlü şarkıcı Tuğba Özerk konser için gittiği Ankara’da trafik kazası geçirdi.
2005 yılında çıkardığı Lo Lo Lo isimli albüm ile kendisini Türkiye’ye tanıtan popçu Tuğba Özerk trafik kazası geçirdi.
Kaza sonrasında hemen hastaneye kaldırılan Tuğba Özerk‘in durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Tuğba Özerk‘in trafik kazası geçirmesinden sonra ünlü şarkıcı Demet Akalın da Twitter hesabından bir mesaj yayınlayarak “Trafik kazası geçiren Tuğba’ma verilmiş sadakan varmış. Gelmiş gelmiş olsun’ mesajını paylaştı.”
2005 yılında çıkardığı Lo Lo Lo isimli albüm ile kendisini Türkiye’ye tanıtan popçu Tuğba Özerk trafik kazası geçirdi.
Kaza sonrasında hemen hastaneye kaldırılan Tuğba Özerk‘in durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Tuğba Özerk‘in trafik kazası geçirmesinden sonra ünlü şarkıcı Demet Akalın da Twitter hesabından bir mesaj yayınlayarak “Trafik kazası geçiren Tuğba’ma verilmiş sadakan varmış. Gelmiş gelmiş olsun’ mesajını paylaştı.”
“Her erkeğin kalbini kıran bir kadın vardır”
21 Kasım’da gösterime girecek “Karışık Kaset” filminde yıllara yayılan bir aşkla sevilen İrem’i canlandıran Özge Özpirinçci: “Her erkeğin hayatında kalbini kıran ve unutamadığı bir kadın vardır ya, işte ben oydum! Yani İrem”
Milliyet'ten Nazan Özcan'ın röportajı...
Özge Özpirinçci’yi “Veda” filminde Fikriye Hanım olarak gördüğümde nasıl da kafamda yarattığım Fikriye’ye benzediğini görüp hayretler içinde kalmıştım. Cuk oturmuştu. Duru bir güzellik, asalet ve kırılganlık. Tanışınca bunlardan fazlası olduğunu da anlıyorsunuz. Çok akıllı, çok düzgün, zeki, bilgili, duyarlı, çok komik ve eğlenceli... Yani arkadaşınız olsa, tadından yenmez! “Kavak Yelleri”, “Melekler Korusun”, “Ağır Roman”, “Deli Saraylı”, “Al Yazmalım”, “Tatar Ramazan” ve “Aramızda Kalsın”da televizyonda seyrettik. “Veda”, “Anadolu Kartalları” ve “Kayıp”la beyazperdeydi. Bu ay ise Uygar Şirin’in aynı isimli kitabından Tunç Şahin’in yönettiği “Karışık Kaset”le sinemaseverlerin karşısında olacak. Onun da karşısında Sarp Apak, Bülent Emin Yarar ve Sevinç Erbulak var.
Filme romantik komedi diyebilir miyiz?
Aynen öyle. Uygar Şirin’in “Karışık Kaset” kitabı yumuşak, bir latte içmişin gibi insanın içini ısıtan ve damakta tat bırakan bir Kitap. Film de öyle oldu. Bazı filmler insanın suratına Tokat atar ya da yüreğini burkar ya, bu öyle değil. Birkaç sahne var, seyirci bana kızacak. Yani “Ah be kızım nasıl yaptın bunu” diyecekler ama ilerleyen sahnelerde anlayacaklar. Ama İrem göründüğü kadar da melek değil.
Cadı mı?
Değil de bu filmde İrem ilişkinin erkeği, Ulaş ilişkinin kadını.
Çekilmez bir ilişki türü gibi.
Çekilemediği için bu ilişki
20 yıla yayılıyor. İrem’in istediği Ulaş’ın “tut kolumdan çek götür beni” yapması ama... Yapmayınca da boğuluyor, bunalıyor. Günümüze de aynısı yok mu? Boşanmaların bu kadar artması, iyi eğitimli, kendini yetiştirmiş, birçok konuda bilgisi olan kadınların evlenecek erkek bulamaması bundan hep.
“Ben bildiğiniz sokak çocuğuydum”
Film bir edebiyat uyarlaması ve edebiyat uyarlamaları hep risklidir.
Ben Harry Potter hayranıyım, İngilizce kitabı çıktığı gün, finallere bile girmeyerek okudum. Hep aklımda kitaptaki gibi olmayacak vardı. Üçüncü film “Harry Potter: Azkaban Tutsağı” benim favorimdir. Onu izleyip çıktığımda çok bozulmuştum, eleştirecek bir şey bulamadım diye. Tunç Şahin yönetmenliğe soyunduğunda herhalde bunu düşünmüştür. Çünkü kitabı okuyan herkesin farklı bir algısı oluyor.
Hatta aynı kitabı iki senelik aralıklarla okuyun, gene farklı şeyler hisseder
ve anlarsınız.
Sizin karışık kasetiniz oldu mu?
86 doğumluyum. Dolayısıyla ben 90’larda 4-14 yaş aralığındaydım. Aslında müzik, film tarzı şeyleri hep abimden aldım. Çünkü abim 79 doğumlu ve müzikle sinemaya çok ilgiliydi. Abim bunları kendine doldururdu bir süzgeç gibi, ben de o süzgeçten akanları emerdim. Çünkü ben bildiğiniz sokak çocuğuydum.
90’ların çocukluğu da aslında sokakta oynamaz mı?
Evet, galiba benden sonraki nesille sokakta oynama da bitti. Abimin karışık kasetleri vardı. En önemlileri Sezen Aksu miksler, sonra Madonna ve Michael Jackson’lı karışık kasetler. Ayrıca babamın da çok karışık kaseti vardı: Slow miks, hareketli miks, pazar sabahı miks gibi. Pazar sabahı dokuzda babam, Queen’in “Bohemian Rhapsody”sini sonuna kadar açar,
bas bas bağırarak söylerdi. Ama benim kaset dendiği zaman müzikten çok sinema kaseti olan VHS’ler gelir aklıma çünkü abim ve babam sinema manyağıydı. Evimizde yaklaşık
450-500 VHS kaset vardı, babam yurt dışına gidip geldiğinde hep getirirdi. Her geldiğinde o getirdiği VHS’ler numaralandırılır, kayıt edilirdi.
Müzik kütüphanesi ya da sinematek gibi yani?
Evet, annemin bir arkadaşı geldi diyelim, birini ödünç alacak, hemen not alınır: Serap geldi, 452 ve 78’i aldı gibi. Annem kütüphane müdürü gibiydi. bugün de hepsi saklanıyor. Ben müzik olarak daha çok CD dönemine yetiştim. Çünkü 14 yaşından sonra adamakıllı müzik dinlemeye başladım. Filmde de 20 yıl gibi bir zaman dilimine yayılıyor. 20 yılda kasetten CD’ye, CD’den USB’ye geçtiğini görüyoruz.
“Çok hızlı yaşamayı seven ama kendi kaçış noktaları olan biriyim”
Kitapta 90’lı yılların şarkılarını İrem söylüyordu, filmde siz mi söylediniz?
Hayır. Çünkü ben çok kötü şarkı söylerim. Sonuçta bu bir film ve insanlara eziyet etmeye hiç gerek yok. İlk senaryoyu okuduğumda da İrem şarkı söylemiyordu. Öyle örülmüştü hikaye. Burada İrem’le ilgili olarak kullandığımız şey, İrem’in ne kadar başına buyruk, ne istersem yaparım halleri. ‘90’lar için çok fazla bir kız.
Fragmanda insan zamanla ana babasına benziyor deniyor. Siz?
Evet, çok doğru. Sen 25 yaşına kadar ananı babanı eleştir, anne böyle yapma, baba beni rezil etme de, sonra bir bakıyorsun aynı şeyleri yapıyorsun! Abim 17 senedir Amerika’da, ben oraya gidince annemle kalıyorum gibi hissediyorum. Sonra eve gidiyorum, bir şey yapıyorum dönüp kendime “ha şimdi çok annem oldum” diyorum. Ama ben daha çok babama benziyorum, harala gürele yaşayabilen, çok hızlı yaşamayı seven ama sonra kendi kaçış noktaları olan bir insanım. 90’larda benim bütün hafta sonlarım çiftlikte geçti, Gebze’de.
Kitap Ulaş’ın gözünden yazılmış, film de bir erkek gözünden anlatılıyor. Nasıl dengelendi bu?
İrem’i filmde hep Ulaş’ın gördüğü gibi görüyoruz: Ulaş zaten İrem’i en başından itibaren öyle yüksek bir yere koymuş ki sadece her kalbini kırdığında İrem’i yerin dibine sokuyor. Düzgün bir kadın çıktı. Çünkü Tunç Şahin ve Sarp
Apak da benim yani kadının yanındaydı. Üçümüz oturup İrem burada çok haklı diye tartıştık hep. Ayrıca kadın-erkek değil de insan hikayesi bu. Hepimiz böyle şeyler yaşadık. İrem nasıl bir kadın derseniz, her erkeğin hayatında kalbini kıran ve unutamadığı bir kadın vardır ya,
işte ben oydum! Yani İrem.
“Duyan da ‘Nemfomanyak’ çektik zannedecek!”
Filmle ilgili çıkan haberlerin en “acayip”i bize özgü: “Öpüşme sahnesi sosyal medyada ses getirdi.” Siz de sosyal medya toplum sayılır mı yazmışsınız.
Senaryoda sevişirler yazıyor. Tabii ki de sevişecekler, birbirine âşık iki genç. Ama önemli olan bunu yönetmenin nasıl gösterdiği. Ve Tunç Şahin bunu o kadar güzel çekti ki içim çok rahat. Ben bu cesarete sahibim ve yönetmenim bu cesareti en sinematografik şekilde kullanıyor, budur sinema. Fragman çıkıyor, izleyince gözlerin doluyor, sonra gazeteye bakıyorsun öpüştü, sevişti. Bir de bu benim özgeçmişimden çıkılarak yapılıyor.
Nasıl?
Bilmemkimden ayrılan Özge Özpirinçci, gerçek hayatta şununla, beyazperde de şununla aşk yaşıyor. Bu ne arkadaşım! Beni de, filmimi de, o filmde çalışan ve emek harcayan yüzlerce kişiyi de rencide ediyorsun. Duyan da “Nemfomanyak” çektik zannedecek! Böyle şeyleri okuyunca, “yeter gideceğim bu ülkeden”, sonra da “hayır kalıp savaşacağım” diyorsun.
Milliyet'ten Nazan Özcan'ın röportajı...
Özge Özpirinçci’yi “Veda” filminde Fikriye Hanım olarak gördüğümde nasıl da kafamda yarattığım Fikriye’ye benzediğini görüp hayretler içinde kalmıştım. Cuk oturmuştu. Duru bir güzellik, asalet ve kırılganlık. Tanışınca bunlardan fazlası olduğunu da anlıyorsunuz. Çok akıllı, çok düzgün, zeki, bilgili, duyarlı, çok komik ve eğlenceli... Yani arkadaşınız olsa, tadından yenmez! “Kavak Yelleri”, “Melekler Korusun”, “Ağır Roman”, “Deli Saraylı”, “Al Yazmalım”, “Tatar Ramazan” ve “Aramızda Kalsın”da televizyonda seyrettik. “Veda”, “Anadolu Kartalları” ve “Kayıp”la beyazperdeydi. Bu ay ise Uygar Şirin’in aynı isimli kitabından Tunç Şahin’in yönettiği “Karışık Kaset”le sinemaseverlerin karşısında olacak. Onun da karşısında Sarp Apak, Bülent Emin Yarar ve Sevinç Erbulak var.
Filme romantik komedi diyebilir miyiz?
Aynen öyle. Uygar Şirin’in “Karışık Kaset” kitabı yumuşak, bir latte içmişin gibi insanın içini ısıtan ve damakta tat bırakan bir Kitap. Film de öyle oldu. Bazı filmler insanın suratına Tokat atar ya da yüreğini burkar ya, bu öyle değil. Birkaç sahne var, seyirci bana kızacak. Yani “Ah be kızım nasıl yaptın bunu” diyecekler ama ilerleyen sahnelerde anlayacaklar. Ama İrem göründüğü kadar da melek değil.
Cadı mı?
Değil de bu filmde İrem ilişkinin erkeği, Ulaş ilişkinin kadını.
Çekilmez bir ilişki türü gibi.
Çekilemediği için bu ilişki
20 yıla yayılıyor. İrem’in istediği Ulaş’ın “tut kolumdan çek götür beni” yapması ama... Yapmayınca da boğuluyor, bunalıyor. Günümüze de aynısı yok mu? Boşanmaların bu kadar artması, iyi eğitimli, kendini yetiştirmiş, birçok konuda bilgisi olan kadınların evlenecek erkek bulamaması bundan hep.
“Ben bildiğiniz sokak çocuğuydum”
Film bir edebiyat uyarlaması ve edebiyat uyarlamaları hep risklidir.
Ben Harry Potter hayranıyım, İngilizce kitabı çıktığı gün, finallere bile girmeyerek okudum. Hep aklımda kitaptaki gibi olmayacak vardı. Üçüncü film “Harry Potter: Azkaban Tutsağı” benim favorimdir. Onu izleyip çıktığımda çok bozulmuştum, eleştirecek bir şey bulamadım diye. Tunç Şahin yönetmenliğe soyunduğunda herhalde bunu düşünmüştür. Çünkü kitabı okuyan herkesin farklı bir algısı oluyor.
Hatta aynı kitabı iki senelik aralıklarla okuyun, gene farklı şeyler hisseder
ve anlarsınız.
Sizin karışık kasetiniz oldu mu?
86 doğumluyum. Dolayısıyla ben 90’larda 4-14 yaş aralığındaydım. Aslında müzik, film tarzı şeyleri hep abimden aldım. Çünkü abim 79 doğumlu ve müzikle sinemaya çok ilgiliydi. Abim bunları kendine doldururdu bir süzgeç gibi, ben de o süzgeçten akanları emerdim. Çünkü ben bildiğiniz sokak çocuğuydum.
90’ların çocukluğu da aslında sokakta oynamaz mı?
Evet, galiba benden sonraki nesille sokakta oynama da bitti. Abimin karışık kasetleri vardı. En önemlileri Sezen Aksu miksler, sonra Madonna ve Michael Jackson’lı karışık kasetler. Ayrıca babamın da çok karışık kaseti vardı: Slow miks, hareketli miks, pazar sabahı miks gibi. Pazar sabahı dokuzda babam, Queen’in “Bohemian Rhapsody”sini sonuna kadar açar,
bas bas bağırarak söylerdi. Ama benim kaset dendiği zaman müzikten çok sinema kaseti olan VHS’ler gelir aklıma çünkü abim ve babam sinema manyağıydı. Evimizde yaklaşık
450-500 VHS kaset vardı, babam yurt dışına gidip geldiğinde hep getirirdi. Her geldiğinde o getirdiği VHS’ler numaralandırılır, kayıt edilirdi.
Müzik kütüphanesi ya da sinematek gibi yani?
Evet, annemin bir arkadaşı geldi diyelim, birini ödünç alacak, hemen not alınır: Serap geldi, 452 ve 78’i aldı gibi. Annem kütüphane müdürü gibiydi. bugün de hepsi saklanıyor. Ben müzik olarak daha çok CD dönemine yetiştim. Çünkü 14 yaşından sonra adamakıllı müzik dinlemeye başladım. Filmde de 20 yıl gibi bir zaman dilimine yayılıyor. 20 yılda kasetten CD’ye, CD’den USB’ye geçtiğini görüyoruz.
“Çok hızlı yaşamayı seven ama kendi kaçış noktaları olan biriyim”
Kitapta 90’lı yılların şarkılarını İrem söylüyordu, filmde siz mi söylediniz?
Hayır. Çünkü ben çok kötü şarkı söylerim. Sonuçta bu bir film ve insanlara eziyet etmeye hiç gerek yok. İlk senaryoyu okuduğumda da İrem şarkı söylemiyordu. Öyle örülmüştü hikaye. Burada İrem’le ilgili olarak kullandığımız şey, İrem’in ne kadar başına buyruk, ne istersem yaparım halleri. ‘90’lar için çok fazla bir kız.
Fragmanda insan zamanla ana babasına benziyor deniyor. Siz?
Evet, çok doğru. Sen 25 yaşına kadar ananı babanı eleştir, anne böyle yapma, baba beni rezil etme de, sonra bir bakıyorsun aynı şeyleri yapıyorsun! Abim 17 senedir Amerika’da, ben oraya gidince annemle kalıyorum gibi hissediyorum. Sonra eve gidiyorum, bir şey yapıyorum dönüp kendime “ha şimdi çok annem oldum” diyorum. Ama ben daha çok babama benziyorum, harala gürele yaşayabilen, çok hızlı yaşamayı seven ama sonra kendi kaçış noktaları olan bir insanım. 90’larda benim bütün hafta sonlarım çiftlikte geçti, Gebze’de.
Kitap Ulaş’ın gözünden yazılmış, film de bir erkek gözünden anlatılıyor. Nasıl dengelendi bu?
İrem’i filmde hep Ulaş’ın gördüğü gibi görüyoruz: Ulaş zaten İrem’i en başından itibaren öyle yüksek bir yere koymuş ki sadece her kalbini kırdığında İrem’i yerin dibine sokuyor. Düzgün bir kadın çıktı. Çünkü Tunç Şahin ve Sarp
Apak da benim yani kadının yanındaydı. Üçümüz oturup İrem burada çok haklı diye tartıştık hep. Ayrıca kadın-erkek değil de insan hikayesi bu. Hepimiz böyle şeyler yaşadık. İrem nasıl bir kadın derseniz, her erkeğin hayatında kalbini kıran ve unutamadığı bir kadın vardır ya,
işte ben oydum! Yani İrem.
“Duyan da ‘Nemfomanyak’ çektik zannedecek!”
Filmle ilgili çıkan haberlerin en “acayip”i bize özgü: “Öpüşme sahnesi sosyal medyada ses getirdi.” Siz de sosyal medya toplum sayılır mı yazmışsınız.
Senaryoda sevişirler yazıyor. Tabii ki de sevişecekler, birbirine âşık iki genç. Ama önemli olan bunu yönetmenin nasıl gösterdiği. Ve Tunç Şahin bunu o kadar güzel çekti ki içim çok rahat. Ben bu cesarete sahibim ve yönetmenim bu cesareti en sinematografik şekilde kullanıyor, budur sinema. Fragman çıkıyor, izleyince gözlerin doluyor, sonra gazeteye bakıyorsun öpüştü, sevişti. Bir de bu benim özgeçmişimden çıkılarak yapılıyor.
Nasıl?
Bilmemkimden ayrılan Özge Özpirinçci, gerçek hayatta şununla, beyazperde de şununla aşk yaşıyor. Bu ne arkadaşım! Beni de, filmimi de, o filmde çalışan ve emek harcayan yüzlerce kişiyi de rencide ediyorsun. Duyan da “Nemfomanyak” çektik zannedecek! Böyle şeyleri okuyunca, “yeter gideceğim bu ülkeden”, sonra da “hayır kalıp savaşacağım” diyorsun.
Günlük 50 TL'ye figürandı Eser artık patron oldu
Komedyen eser yenenler, başarısını paraya çevirmeyi iyi bildi.
Bursa’dan İstanbul’a geldiğinde günlük 50 TL’ye figüranlık yapan Yenenler, işadamlığına soyundu.
Adını verdiği bir yat ve turizm işletmeciliği şirketi kuran, ‘Jeton’ adlı menajerlik ve organizasyon şirketine de ortak olan Yenenler, Levent’te lüks bir rezidansa taşındı
Bursa’dan İstanbul’a geldiğinde günlük 50 TL’ye figüranlık yapan Yenenler, işadamlığına soyundu.
Adını verdiği bir yat ve turizm işletmeciliği şirketi kuran, ‘Jeton’ adlı menajerlik ve organizasyon şirketine de ortak olan Yenenler, Levent’te lüks bir rezidansa taşındı
Arap kanalı sordu: Aslı Enver mi Pelin Karahan mı?
Birleşik Arap Emirlikleri'nden yayın yapan MBC4 kanalının yaptığı ankette Arap dünyasında Aslı Enver'in Pelin Karahan’dan fazla beğenildiği ifade edildi.
Türk dizilerinin sık yayınlandığı kanalda yayınlanan Türk sanatçılara ilişkin magazin haber ve röportajların yer aldığı Zeynep Özek'in hazırladığı 'Turki Ekstra' programında sunucu Liana Dahdouh, İstanbul'a gelen Araplar ile Türk izleyiciler arasında anket yaptı. Dahdouh'un fotoğraflarını gösterdiği iki sanatçı için görüşlerini açıklayanlar Aslı Enver'i 'Daha iyi oyuncu', 'Çok güzel', 'Daha cana yakın', 'Rolünü daha gerçekçi oynayan" isim olarak nitelendirdi. Pelin Karahan'ı beğenenler ise, 'Daha doğal', 'Daha hoş bir kadın' diyerek görüşlerini dile getirdi. Programın sonunda Aslı Enver'i beğenenlerin sayısının daha fazla çıktığı kaydedildi.
Türk dizilerinin sık yayınlandığı kanalda yayınlanan Türk sanatçılara ilişkin magazin haber ve röportajların yer aldığı Zeynep Özek'in hazırladığı 'Turki Ekstra' programında sunucu Liana Dahdouh, İstanbul'a gelen Araplar ile Türk izleyiciler arasında anket yaptı. Dahdouh'un fotoğraflarını gösterdiği iki sanatçı için görüşlerini açıklayanlar Aslı Enver'i 'Daha iyi oyuncu', 'Çok güzel', 'Daha cana yakın', 'Rolünü daha gerçekçi oynayan" isim olarak nitelendirdi. Pelin Karahan'ı beğenenler ise, 'Daha doğal', 'Daha hoş bir kadın' diyerek görüşlerini dile getirdi. Programın sonunda Aslı Enver'i beğenenlerin sayısının daha fazla çıktığı kaydedildi.
Serenay ve Çağatay barıştı
Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy’un ayrılığı “Medcezir”in çekimleri başlayana kadar sürdü.
İddiaya göre yaz aylarını ayrı geçiren çift, kısa süre önce barıştı.
Yan yana gelmediler
Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy, önceki gün www.ayakligazete.com’un düzenlediği 5. TV Yıldızları ödülleri gecesine katıldı.
Kameralar karşısında pek bir araya gelmeseler de ikilinin barıştığı, ilişkiye “kaldığı yerden devam” kararı aldığı konuşuluyor.
Dizi setinde buzlar eridi
İddiaya göre bir kavga sonrası yollarını ayıran çift, başrolleri paylaştıkları “Medcezir”in yeni sezon çekimlerinde karşı karşıya gelince buzlar eridi.
Dizide de iki tutkulu aşığı canlandıran Sarıkaya ve Ulusoy’un kendilerine role kaptırmaları fazla sürmedi.
İddiaya göre yaz aylarını ayrı geçiren çift, kısa süre önce barıştı.
Yan yana gelmediler
Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy, önceki gün www.ayakligazete.com’un düzenlediği 5. TV Yıldızları ödülleri gecesine katıldı.
Kameralar karşısında pek bir araya gelmeseler de ikilinin barıştığı, ilişkiye “kaldığı yerden devam” kararı aldığı konuşuluyor.
Dizi setinde buzlar eridi
İddiaya göre bir kavga sonrası yollarını ayıran çift, başrolleri paylaştıkları “Medcezir”in yeni sezon çekimlerinde karşı karşıya gelince buzlar eridi.
Dizide de iki tutkulu aşığı canlandıran Sarıkaya ve Ulusoy’un kendilerine role kaptırmaları fazla sürmedi.
Gülben Ergan, Mustafa Sandal'a tazminat ödeyecek
Mustafa Sandal, 'Şıkır Şıkır' şarkısını izinsiz kullanan Gülben Ergen'e 2011 yılında dava açmıştı.
Eylül 2013'te Gülben Ergen 12.500 TL 'maddi' tazminat ödemeye mahkum edilmişti.
Posta'nın haberine göre yargıtay kararını bozdu.
Tazminatın maddi değil 'manevi' olması gerektiğine hükmetti.
Tazminatın miktarı ise değişmedi.
Gülben Ergen, Mustafa Sandal'a 12.500 TL ödeyecek.
Eylül 2013'te Gülben Ergen 12.500 TL 'maddi' tazminat ödemeye mahkum edilmişti.
Posta'nın haberine göre yargıtay kararını bozdu.
Tazminatın maddi değil 'manevi' olması gerektiğine hükmetti.
Tazminatın miktarı ise değişmedi.
Gülben Ergen, Mustafa Sandal'a 12.500 TL ödeyecek.
Konuşursa hapse girecek
Sertab Erener, Demir Demirkan aleyhine koruma istemiyle mahkemeye başvurdu. Mahkeme, talebi kabul etti. Demirkan, Erener hakkında açıklamalar yapmaya devam ederse hapse girebilecek.
Demir Demirkan’la ayrılığı gündeme bomba gibi düşen Sertab Erener, sürpriz bir adım attı, koruma istemiyle mahkemeye başvurdu.
Demirkan’ın medyaya yaptığı açıklamalar nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ve kamuoyu nezdinde küçük düşürüldüğünü öne süren şarkıcı, ayrılık konusuyla ilgili gündem oluşturulmasını arzu etmediğini ve magazin figürü olmayı reddettiğini belirtti.
Tedbir talebini kabul eden mahkeme, Demirkan’ın Erener’e karşı şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına hükmetti.
Tedbir kararının 2 ay süreyle uygulanmasını kararlaştıran mahkeme, Demirkan’ın bu karara uymadığı takdirde 3 günden 10 güne kadar zorlama hapsine tutulabileceğini de kararında açıkladı.
Avukatları aracılığıyla İstanbul Aile Mahkemesi’ne başvuran Sertab Erener, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Hükümleri uyarınca korunma istedi.
Demir Demirkan’la ayrılığı gündeme bomba gibi düşen Sertab Erener, sürpriz bir adım attı, koruma istemiyle mahkemeye başvurdu.
Demirkan’ın medyaya yaptığı açıklamalar nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ve kamuoyu nezdinde küçük düşürüldüğünü öne süren şarkıcı, ayrılık konusuyla ilgili gündem oluşturulmasını arzu etmediğini ve magazin figürü olmayı reddettiğini belirtti.
Tedbir talebini kabul eden mahkeme, Demirkan’ın Erener’e karşı şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına hükmetti.
Tedbir kararının 2 ay süreyle uygulanmasını kararlaştıran mahkeme, Demirkan’ın bu karara uymadığı takdirde 3 günden 10 güne kadar zorlama hapsine tutulabileceğini de kararında açıkladı.
Avukatları aracılığıyla İstanbul Aile Mahkemesi’ne başvuran Sertab Erener, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Hükümleri uyarınca korunma istedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
.jpg)


























.jpg)

.jpg)






