Aile şirketi batınca zor günler geçiren Sinan Serter’den önceki yıl boşanan sunucu Özlem Yıldız’ın kısa süre beraberlik yaşadığı evli iş adamı Mustafa Elgin de iflas etti.
Güneş gazetesinde yer alan habere göre; Özlem Yıldız, ikinci kez aynı kaderi yaşıyor. Sunucu Yıldız, armatörlük ve havayolu taşımacılığı yapan aile şirketinde çalışan Sinan Serter’le 2005’in eylül ayında evlenmiş ancak aile, borçları yüzünden iflas edince zor günler yaşamıştı. Evliliğini kurtarmak için ara verdiği çalışma hayatına dönen Yıldız, sık sık gece hayatında görüntülenen eşiyle önceki yıl tek celsede boşandı.
Hesabını kapattı
Sunucu, son dönemde ise Mersinli narenciye ticareti yapan evli iş adamı Mustafa Elgin’le yaşadığı yasak aşkla gündemdeydi. Yeniköy’deki yalı dairesi, helikopteri, Bentley marka milyonluk otomobili ve yatıyla lüks bir hayat fotoğrafı sunan Elgin’in borçları yüzünden battığı ve ortadan kaybolduğu iddia ediliyor.Açtığı instagram hesabını da kapatan Elgin, geçen günlerde Özlem Yıldız’la ayrıldığını, eşi Pelin Elgin’le anlaşmalı olarak boşanmaya hazırlandığını açıklamıştı.
3 Mart 2015 Salı
2 Mart 2015 Pazartesi
Burçin Terzioğlu: Aramızda garip bir aşk var
“Poyraz Karayel” dizisiyle ekrana dönen Burçin Terzioğlu, Elele dergisinin mart sayısına konuştu. Son bir yılda hem 7 yıllık eşi Murat Yıldırım’dan boşanan hem de annesini kaybeden oyuncu, röportajında yeniden şekillenen hayatını anlattı.
Nasıl bir dönemden geçiyorsunuz?
- Yoğun ama dingin. Stabilim bu aralar. Güzergahlarım çok belli, yol değiştirmek ya da sağa çekip dinlenmek gibi bir lüksüm yok. Evim ve setim arasında akıp geçen bir yedi ay yaşadım ağustostan beri. Yaşamsal fonksiyonlarımı yerine getirmek haricinde kendim için çok bir şey yapabildiğim bir dönemde değilim. Şanslıyım ki sevdiğim bir işteyim, yorgunluğu ve bu sosyal olamama durumumu çok kafaya takmıyorum.
Hayatınız son bir sene içinde nasıl bir şekil aldı?
- Başkalaşım yılımdı... Yeni bir ev, yeni bir iş, yeni bir ben... Renk değiştirdim. Aynı bedenin altında dört mevsim geçti ruhumdan. 12 ayı işleyerek yaşadım. Rüzgarın da hakkını verdim, bulutun da. İzin verdim, gözlerime gelip oturmasına o bulutun. Sonra güneş çıktı kuruttu yaşlarımı. Ona da izin verdim. Dalgalanmalar yaşadım tabii. Su üstünde durabildiğini anlamak için denizde biraz dalga iyi oluyor. Seni diri ve uyanık tutuyor kopacak başka büyük fırtınalara karşı. İlginç bir süreçti aslında. Durup değişimimi izleyebileceğim bir dış gözümün açıldığını gördüm. Ağzımdan çıkan her şeyin etkisinin önemini duydum. Bu değişimimin en büyük etkisi verdiğim kayıptı. Annem yanımdan ayrıldığı gün büyümeye başladığımı hissettim. Kadınlığa terfi ettim, her annesini kaybeden kız çocuğu gibi. Zordu. Ölümle de tanıştım. Terbiyelendim. Varlığımızın hiçliğine boyun eğdim o kaybedişle. Büyük konuşmamayı, küçük düşünmemeyi öğrenmeye başladım. Boşandım. Bir de ben olmayı, bana ait olmayı hatırladım. Biraz içime döndüm. Kendime huzurlu ve kabullenmiş bir dünya kurmaya çalıştım.
Hatalarınızla barıştınız mı?
- Arkama dönüp baktığımda keşke yapmasaydım dediğim hiçbir şey yok. Yaptıklarımdan doğan sonuçlar tamamen bana bir öğreti için verilmiş gibi hissediyorum. “İyi ki böyle olmuş” dediğim o kadar çok şey var ki... Yapılan küçük yanlışlar aşı gibi aslında, seni daha büyük mikroplardan korumak için vücuda mikrop salıyorlar. Bağışıklık sistemi uyarılıyor. Ve savaşı öğreniyor bünyen. İşte o küçük yanlışları iyi ki yapmışım ki daha büyük yanlışlara beynim ve kalbim çok gardlı. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretiyor bu insana. Barışığım yaptığım küçük hatalarımla. Onlardan aldığım dersler hayattaki en büyük kazanımlarım.
BABASININ ORMANINI DEĞİL KENDİ BAHÇESİNİ SEÇMİŞ
“Poyraz Karayel”i ilk okuduğunuzda karakteriniz size neler düşündürdü? Ayşegül, babasını karanlık tarafı sebebiyle reddetmiş, kendi hayatını kurmuş bir kadın. Siz onun yerinde olsaydınız aynısını yapabilir miydiniz?
- “Aferin Ayşegül’e bak be” dedim. Böyle bir dünyada kullanabileceği birçok lüks varken, o kendi toprağını ekmiş, biçmiş. Babasının ormanında değil, kendi bahçesinde büyümeyi seçmiş. Hiç yardım almamış, ayaklarının üstünde durmuş kapı gibi. En sevdiklerini kaybetmiş, durup oturmamış, yürümüş yine de. Doktor olmuş mesela. Annesiyle kardeşinin yaşaması için canını verebilecekken, yapamamış ama başka insanların yaşamasına yardım edebilecek bir meslek seçmiş. İstanbul’un el pençe durduğu babasının karşısında hiç boyun eğmemiş, doğru bulmadığı için yaptıklarını. Seviyorum Ayşegül’ü. Omurgası var, oynarken sana da güç veren bir karakter. Ben onun yerinde olsam ne yapardım kestiremiyorum, beylik cümleler kurmayayım ama doğru olmadığına inandığım şeyin yanında yer almazdım herhalde.
Dizinin aldığı geri dönüşleri gördüğünüzde neler hissediyorsunuz?
- Geri dönüşler olumlu olunca garip bir tatmin yaşıyorsun. Yorgunluktan dizlerimin titrediği, uykusuzluktan boş boş baktığım anlarda beni ayakta tutan, sırtımı sıvazlayıp sete koşarak gitmemi sağlayan da bu olumlu tepkiler oluyor. Bu projede yer aldığım ve iyi bir iş çıktığı için kendimi şanslı sayıyorum. Ve şükrediyorum emeklerimiz karşılık bulduğu için.
“Poyraz Karayel”i en iyi anlatan beş kelime hangileri?
- Dokunaklı, tutkulu, renkli, gerçek, heyecanlı.
OYUNCULUKLA ARAMIZDA GARİP BİR AŞK VAR
Hayatınızın ne kadarı oyunculuk?
- Eşit bir dağılım var galiba. Benim oyunculuk dışında bildiğim başka bir mesleğim yok. Başka bir şey üzerine eğitim alıp alternatif olarak seçmedim bu dalı. Ben onun içine doğdum, çok yıllar önce tanıştım kamerayla, okuldan çok setlerde zaman geçirdim. Pi sayısından daha kıymetliydi set matematiği benim için. Oyunculuk beni hiç bırakmadı, ben de onu. O bana bir şeyler verdikçe, hep karşılığını vermeye çalıştım, alışverişimize hep sadık kaldım. Yaptığım en büyük yatırımlarım mesleğimin iyi geri dönüşleri içindi. Hep severek ve saygı duyarak yaptım işimi. Şimdi kendimle oyunculuğu çok ayıramıyorum. En zor günümde ara vermedim, setime koştum. Garip bir aşk var aramızda. Hayatımın merkezinde sevgi var, sevdiklerim var, severek yaptığım işim var. Bunların hepsi, zaten ‘benim’.
Kendinizi izlerken en çok ne için kızıyorsunuz ve neden gururlanıyorsunuz?
- Kendini rahat rahat izleyemeyenlerdenim. O kadar çok eleştirecek şey buluyorum ki, çok söyleniyorum ekrandaki bana. Uzun saatlerin ve ağır sahnelerin sonunda eğer bir sahneye duygu yorgunluğundan dolayı hakkını verememişsem çok üzülüyorum mesela. Samimiyetime inandığım sahneleri çok seviyorum. Küçücük bir yapmacıklık görürsem vay halime! Televizyonu kapatmışlığım vardır. Ama bu acımasızlığımın yanı sıra yaptığımız işin duygularla yapıldığını, bir robot olmadığımızı ve günde 20 saat aynı konsantrasyonla çalışılamayacağını da kabul ediyorum. Deli değilim. Şimdiye kadar, “Aferin Burçin” dediğim 1-2 sahnem oldu. Ama hep daha iyisi vardır, bunu unutmam. Ekran karşısında, camın arkasındaki benle gülüp, benle gözlerim doluyorsa hoşuma gidiyor. Bazen yabancılaşmak iyi geliyor.
SEVİLMEDİĞİM İLİŞKİDE DURMAM
Aşk mı, kariyer mi?
- Kariyerimi de yaparım, aşkımı da yaşarım.
Bir ilişkide sizi en çok ne mutlu eder?
- İlişkiler de bir çeşit alışveriş bence. Duygu alışverişi. Her zaman birbirine denk olmaz hislerin gücü ama sevilmediğimi hissettiğim bir ilişkide, arkadaşlık da olsa yer bulamam kendime. Sevgiden beslenen biriyim ben. Huzur, birisiyle yan yanayken önemli... Bir de beslenmek çok önemli. Birbirinin eksiğini fazlasını bölüşmek gerek, paylaşmak ve çoğalmak gerek. Çoğalmadığın, anlamadığın, anlatamadığın ikili bir ilişki çok geçici geliyor bana. Hayatın birçok engelli günü var, düştüğün, kalktığın yara aldığın. O günlerin sonunda yanında huzur bulduğun bir ilişki beni mutlu eder.
Nasıl bir dönemden geçiyorsunuz?
- Yoğun ama dingin. Stabilim bu aralar. Güzergahlarım çok belli, yol değiştirmek ya da sağa çekip dinlenmek gibi bir lüksüm yok. Evim ve setim arasında akıp geçen bir yedi ay yaşadım ağustostan beri. Yaşamsal fonksiyonlarımı yerine getirmek haricinde kendim için çok bir şey yapabildiğim bir dönemde değilim. Şanslıyım ki sevdiğim bir işteyim, yorgunluğu ve bu sosyal olamama durumumu çok kafaya takmıyorum.
Hayatınız son bir sene içinde nasıl bir şekil aldı?
- Başkalaşım yılımdı... Yeni bir ev, yeni bir iş, yeni bir ben... Renk değiştirdim. Aynı bedenin altında dört mevsim geçti ruhumdan. 12 ayı işleyerek yaşadım. Rüzgarın da hakkını verdim, bulutun da. İzin verdim, gözlerime gelip oturmasına o bulutun. Sonra güneş çıktı kuruttu yaşlarımı. Ona da izin verdim. Dalgalanmalar yaşadım tabii. Su üstünde durabildiğini anlamak için denizde biraz dalga iyi oluyor. Seni diri ve uyanık tutuyor kopacak başka büyük fırtınalara karşı. İlginç bir süreçti aslında. Durup değişimimi izleyebileceğim bir dış gözümün açıldığını gördüm. Ağzımdan çıkan her şeyin etkisinin önemini duydum. Bu değişimimin en büyük etkisi verdiğim kayıptı. Annem yanımdan ayrıldığı gün büyümeye başladığımı hissettim. Kadınlığa terfi ettim, her annesini kaybeden kız çocuğu gibi. Zordu. Ölümle de tanıştım. Terbiyelendim. Varlığımızın hiçliğine boyun eğdim o kaybedişle. Büyük konuşmamayı, küçük düşünmemeyi öğrenmeye başladım. Boşandım. Bir de ben olmayı, bana ait olmayı hatırladım. Biraz içime döndüm. Kendime huzurlu ve kabullenmiş bir dünya kurmaya çalıştım.
Hatalarınızla barıştınız mı?
- Arkama dönüp baktığımda keşke yapmasaydım dediğim hiçbir şey yok. Yaptıklarımdan doğan sonuçlar tamamen bana bir öğreti için verilmiş gibi hissediyorum. “İyi ki böyle olmuş” dediğim o kadar çok şey var ki... Yapılan küçük yanlışlar aşı gibi aslında, seni daha büyük mikroplardan korumak için vücuda mikrop salıyorlar. Bağışıklık sistemi uyarılıyor. Ve savaşı öğreniyor bünyen. İşte o küçük yanlışları iyi ki yapmışım ki daha büyük yanlışlara beynim ve kalbim çok gardlı. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretiyor bu insana. Barışığım yaptığım küçük hatalarımla. Onlardan aldığım dersler hayattaki en büyük kazanımlarım.
BABASININ ORMANINI DEĞİL KENDİ BAHÇESİNİ SEÇMİŞ
“Poyraz Karayel”i ilk okuduğunuzda karakteriniz size neler düşündürdü? Ayşegül, babasını karanlık tarafı sebebiyle reddetmiş, kendi hayatını kurmuş bir kadın. Siz onun yerinde olsaydınız aynısını yapabilir miydiniz?
- “Aferin Ayşegül’e bak be” dedim. Böyle bir dünyada kullanabileceği birçok lüks varken, o kendi toprağını ekmiş, biçmiş. Babasının ormanında değil, kendi bahçesinde büyümeyi seçmiş. Hiç yardım almamış, ayaklarının üstünde durmuş kapı gibi. En sevdiklerini kaybetmiş, durup oturmamış, yürümüş yine de. Doktor olmuş mesela. Annesiyle kardeşinin yaşaması için canını verebilecekken, yapamamış ama başka insanların yaşamasına yardım edebilecek bir meslek seçmiş. İstanbul’un el pençe durduğu babasının karşısında hiç boyun eğmemiş, doğru bulmadığı için yaptıklarını. Seviyorum Ayşegül’ü. Omurgası var, oynarken sana da güç veren bir karakter. Ben onun yerinde olsam ne yapardım kestiremiyorum, beylik cümleler kurmayayım ama doğru olmadığına inandığım şeyin yanında yer almazdım herhalde.
Dizinin aldığı geri dönüşleri gördüğünüzde neler hissediyorsunuz?
- Geri dönüşler olumlu olunca garip bir tatmin yaşıyorsun. Yorgunluktan dizlerimin titrediği, uykusuzluktan boş boş baktığım anlarda beni ayakta tutan, sırtımı sıvazlayıp sete koşarak gitmemi sağlayan da bu olumlu tepkiler oluyor. Bu projede yer aldığım ve iyi bir iş çıktığı için kendimi şanslı sayıyorum. Ve şükrediyorum emeklerimiz karşılık bulduğu için.
“Poyraz Karayel”i en iyi anlatan beş kelime hangileri?
- Dokunaklı, tutkulu, renkli, gerçek, heyecanlı.
OYUNCULUKLA ARAMIZDA GARİP BİR AŞK VAR
Hayatınızın ne kadarı oyunculuk?
- Eşit bir dağılım var galiba. Benim oyunculuk dışında bildiğim başka bir mesleğim yok. Başka bir şey üzerine eğitim alıp alternatif olarak seçmedim bu dalı. Ben onun içine doğdum, çok yıllar önce tanıştım kamerayla, okuldan çok setlerde zaman geçirdim. Pi sayısından daha kıymetliydi set matematiği benim için. Oyunculuk beni hiç bırakmadı, ben de onu. O bana bir şeyler verdikçe, hep karşılığını vermeye çalıştım, alışverişimize hep sadık kaldım. Yaptığım en büyük yatırımlarım mesleğimin iyi geri dönüşleri içindi. Hep severek ve saygı duyarak yaptım işimi. Şimdi kendimle oyunculuğu çok ayıramıyorum. En zor günümde ara vermedim, setime koştum. Garip bir aşk var aramızda. Hayatımın merkezinde sevgi var, sevdiklerim var, severek yaptığım işim var. Bunların hepsi, zaten ‘benim’.
Kendinizi izlerken en çok ne için kızıyorsunuz ve neden gururlanıyorsunuz?
- Kendini rahat rahat izleyemeyenlerdenim. O kadar çok eleştirecek şey buluyorum ki, çok söyleniyorum ekrandaki bana. Uzun saatlerin ve ağır sahnelerin sonunda eğer bir sahneye duygu yorgunluğundan dolayı hakkını verememişsem çok üzülüyorum mesela. Samimiyetime inandığım sahneleri çok seviyorum. Küçücük bir yapmacıklık görürsem vay halime! Televizyonu kapatmışlığım vardır. Ama bu acımasızlığımın yanı sıra yaptığımız işin duygularla yapıldığını, bir robot olmadığımızı ve günde 20 saat aynı konsantrasyonla çalışılamayacağını da kabul ediyorum. Deli değilim. Şimdiye kadar, “Aferin Burçin” dediğim 1-2 sahnem oldu. Ama hep daha iyisi vardır, bunu unutmam. Ekran karşısında, camın arkasındaki benle gülüp, benle gözlerim doluyorsa hoşuma gidiyor. Bazen yabancılaşmak iyi geliyor.
SEVİLMEDİĞİM İLİŞKİDE DURMAM
Aşk mı, kariyer mi?
- Kariyerimi de yaparım, aşkımı da yaşarım.
Bir ilişkide sizi en çok ne mutlu eder?
- İlişkiler de bir çeşit alışveriş bence. Duygu alışverişi. Her zaman birbirine denk olmaz hislerin gücü ama sevilmediğimi hissettiğim bir ilişkide, arkadaşlık da olsa yer bulamam kendime. Sevgiden beslenen biriyim ben. Huzur, birisiyle yan yanayken önemli... Bir de beslenmek çok önemli. Birbirinin eksiğini fazlasını bölüşmek gerek, paylaşmak ve çoğalmak gerek. Çoğalmadığın, anlamadığın, anlatamadığın ikili bir ilişki çok geçici geliyor bana. Hayatın birçok engelli günü var, düştüğün, kalktığın yara aldığın. O günlerin sonunda yanında huzur bulduğun bir ilişki beni mutlu eder.
Yasemin Allen'a tanrıça tepkisi
Yasemin Allen, annesi Suna Yıldızoğlu’nun 60. yaşını kutladığı bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşıp altına “Tanrıça 60 yaşına girdi” yazınca kıyamet koptu.
Tanrıça sözüne kızan bazı takipçiler tepki gösterdi. Allen de “Tanrıça kelimesinden rahatsız olanlar takip etmesin” diye karşılık verdi.
Tanrıça sözüne kızan bazı takipçiler tepki gösterdi. Allen de “Tanrıça kelimesinden rahatsız olanlar takip etmesin” diye karşılık verdi.
Çelik'in çıplak pozu sosyal medyayı salladı
Çelik yeni albümünün kapağı için kontrbasla çıplak fotoğraf çekince sosyal medyayı salladı.
Fotoğrafla ilgili birbirinden komik görseller yapıldı.
Fotoğrafla ilgili birbirinden komik görseller yapıldı.
Nicole Scherzinger'a photoshoplu tedavi
Formula 1 yarışçısı Lewis Hamilton'dan ayrılan Nicole Scherzinger, kalp kırıklarını tedavi ettiğini photoshopla çektirdiği seksi pozlarla duyurdu.
Yaklaşık 7 yıl süren ilişkinin ardından uzun süre açıklama yapmayan ve oldukça kötü zamanlar geçirdiği söylentisi yayılan Scherzinger, eski güzelliğinden bir şey kaybetmemiş.Bordo çizgili kıyafetinin yanı sıra siyah mini şort ve büyük bir kolyeyle de poz veren ünlü ismin yakın dostları da eski sevgilisi Hamilton aralarında güçlü bir aşk olduğunu ve yakında barışabileceklerini söylüyor
Yaklaşık 7 yıl süren ilişkinin ardından uzun süre açıklama yapmayan ve oldukça kötü zamanlar geçirdiği söylentisi yayılan Scherzinger, eski güzelliğinden bir şey kaybetmemiş.Bordo çizgili kıyafetinin yanı sıra siyah mini şort ve büyük bir kolyeyle de poz veren ünlü ismin yakın dostları da eski sevgilisi Hamilton aralarında güçlü bir aşk olduğunu ve yakında barışabileceklerini söylüyor
Tuğba Özay servis şoförünü dövdü!
Antalya’da havalimanından Manavgat ilçesine gitmek için bir servise binen CHP İstanbul milletvekili aday adayı, manken ve oyuncu Tuğba Özay, sürücüyü darp etti.
İkili arasında bagaj nedeniyle tartışma çıktığı bildirildi. Şoförün iddiasına göre, valizlerini servis içine koymak isteyen Özay, sürücü tarafından 'yasak' diye uyarıldı. Çıkan tartışma sonrasında sürücünün kolunu ve boğazını sıkan Özay, bir de "seni işten attırırım" tehdidi savurdu.
"BAGAJLARI SERVİS İÇİNE ALMAK İSTEDİ"
Antalya’da yaşayan bir buçuk aylık yeni evli Halil Kızılyer (28) 4 ay önce özel bir uçak firmasının Alanya-Antalya arası servis sürücüsü olarak çalışmaya başladı. Kızılyer, 27 Şubat Cuma günü havalimanında Alanya’ya gitmek için beklediği sırada, bir müşterisi tarafından hem darp hem de tehdit edildi.
Tuğba Özay’ı tanımadığını ünlü biri olduğunu sonradan öğrendiğini bildiren servis sürücüsü Kızılyer, "Müşterilerimi (Tuğba Özay) normal bir şekilde karşıladım. İki kişiydiler. Nereye gideceklerini sordum. Manavgat’a gideceklerini söyleyince, valizlerini bagaja yerleştirmek istedim. Bana tepki gösterip valizlerini bagaja değil de servisin içerisine koymak istedi. Ben de 'araç içerisinde bagaj taşımanın yasak olduğunu' söyledim. Sırt çantası haricinde eşyaları bagaja almak zorunda olduğumu tekrarladım. Bunun üzerine bana ‘Sen kimsin, benimle böyle konuşamazsın’ dedi" ifadelerini kullandı.
KOLUNDA MORLUK VE BOĞAZINDA KIZARLIK
Valizleri aracın içine alınmamasına kızan Özay’ın kendisine hakaret edip darp ettiğini ifade eden Kızılyer sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben Tuğba Özay olduğunu bilmiyordum. Normal prosedür neyse onu uygulamak istedim. Bana 'Senin ekmeğinle oynayacağım. Sen bu şirkette çalışamazsın' dedi. Karşımdaki bayan olunca üstelemedim, bir şey de söylemedim. Aracımın yanına geldim. Kolumu tutup boğazımdan sıktı. Dondum kaldım. Hiçbir şey yapamadım. Eli boğazımdayken birinin kamerayla çektiğini gördüler. Sonra koşup o kişiyi yakaladılar. Orada bir arbede oldu. Kamerayı elinden alıp görüntüleri sildiler. Kolumda iki gün geçmesine rağmen morluklar var. Boğazımdan kulak arkama kadar kızarıklık vardı" dedi.
Kızılyer, Tuğba Özay’ın bu tepkisinden sonra valizleri aracın yanında bırakarak ayrıldığını kaydetti.
"SENİN EKMEĞİNLE OYNAYACAĞIM" DİYE TEHDİT ETTİ
Tuğba Özay’ın kendisini "Senin ekmeğinle oynayacağım. Sen bu şirkette çalışamazsın" şeklinde tehdit ettiğini öne süren Kızılyer, "İyi ki bir şey yapmadım. Bayan olduğu için bir şey demedim. Olayın ardından darp raporu aldım ve şikayetçi oldum. şirketin kurallarına göre hareket ettim. Prosedür neyse onu uyguladım. İşsiz kalırsam ev kiramı bile ödeyemem" diye konuştu.
Kızılyer, avukatı aracılığıyla olayı mahkemeye taşıyarak şikayetçi olduğunu sözlerine ekledi.
İkili arasında bagaj nedeniyle tartışma çıktığı bildirildi. Şoförün iddiasına göre, valizlerini servis içine koymak isteyen Özay, sürücü tarafından 'yasak' diye uyarıldı. Çıkan tartışma sonrasında sürücünün kolunu ve boğazını sıkan Özay, bir de "seni işten attırırım" tehdidi savurdu.
"BAGAJLARI SERVİS İÇİNE ALMAK İSTEDİ"
Antalya’da yaşayan bir buçuk aylık yeni evli Halil Kızılyer (28) 4 ay önce özel bir uçak firmasının Alanya-Antalya arası servis sürücüsü olarak çalışmaya başladı. Kızılyer, 27 Şubat Cuma günü havalimanında Alanya’ya gitmek için beklediği sırada, bir müşterisi tarafından hem darp hem de tehdit edildi.
Tuğba Özay’ı tanımadığını ünlü biri olduğunu sonradan öğrendiğini bildiren servis sürücüsü Kızılyer, "Müşterilerimi (Tuğba Özay) normal bir şekilde karşıladım. İki kişiydiler. Nereye gideceklerini sordum. Manavgat’a gideceklerini söyleyince, valizlerini bagaja yerleştirmek istedim. Bana tepki gösterip valizlerini bagaja değil de servisin içerisine koymak istedi. Ben de 'araç içerisinde bagaj taşımanın yasak olduğunu' söyledim. Sırt çantası haricinde eşyaları bagaja almak zorunda olduğumu tekrarladım. Bunun üzerine bana ‘Sen kimsin, benimle böyle konuşamazsın’ dedi" ifadelerini kullandı.
KOLUNDA MORLUK VE BOĞAZINDA KIZARLIK
Valizleri aracın içine alınmamasına kızan Özay’ın kendisine hakaret edip darp ettiğini ifade eden Kızılyer sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben Tuğba Özay olduğunu bilmiyordum. Normal prosedür neyse onu uygulamak istedim. Bana 'Senin ekmeğinle oynayacağım. Sen bu şirkette çalışamazsın' dedi. Karşımdaki bayan olunca üstelemedim, bir şey de söylemedim. Aracımın yanına geldim. Kolumu tutup boğazımdan sıktı. Dondum kaldım. Hiçbir şey yapamadım. Eli boğazımdayken birinin kamerayla çektiğini gördüler. Sonra koşup o kişiyi yakaladılar. Orada bir arbede oldu. Kamerayı elinden alıp görüntüleri sildiler. Kolumda iki gün geçmesine rağmen morluklar var. Boğazımdan kulak arkama kadar kızarıklık vardı" dedi.
Kızılyer, Tuğba Özay’ın bu tepkisinden sonra valizleri aracın yanında bırakarak ayrıldığını kaydetti.
"SENİN EKMEĞİNLE OYNAYACAĞIM" DİYE TEHDİT ETTİ
Tuğba Özay’ın kendisini "Senin ekmeğinle oynayacağım. Sen bu şirkette çalışamazsın" şeklinde tehdit ettiğini öne süren Kızılyer, "İyi ki bir şey yapmadım. Bayan olduğu için bir şey demedim. Olayın ardından darp raporu aldım ve şikayetçi oldum. şirketin kurallarına göre hareket ettim. Prosedür neyse onu uyguladım. İşsiz kalırsam ev kiramı bile ödeyemem" diye konuştu.
Kızılyer, avukatı aracılığıyla olayı mahkemeye taşıyarak şikayetçi olduğunu sözlerine ekledi.
Yağmur Tanrısevsin'e Kerem Bursin sorulunca...
Güzel oyuncu Yağmur Tanrısevsin, Arap kanalına röportaj verdi. Yağmur Tanrısevsin, Kerem Bursin sorusuna yanıt vermekten kaçındı.
Vizyona kısa süre önce giren ’Katran’ filminde oynayan Yağmur Tanrısevsin ve Wilma Elles, kendilerine gelebilecek yeni korku filmi tekliflerini kabul edeceklerini söyledi.
Zeynep Özek’in Birleşik Arap Emirlikleri merkezli MBC4 kanalındaki 'Turki Ekstra’ programında Amerika da yaşayan Türk yönetmen Ersen Denk’in senaryosunu yazıp yönettiği ‘Katran’ (The Tragedy) adlı korku filminin oyuncuları ile yapılan röportajlar yayınlandı.
TANRISEVSİN, KEREM BURSİN İLE İLGİLİ KONUŞMADI
’Katran’ filminde ’Jennifer’i canlandıran Yağmur Tanrısevsin, daha önceleri korku filmlerinden korktuğu halde ancak, yine de izlemeden duramadığını anlattı. Tanrısevsin, korku filmlerinin kendisinde bir dönem fobi oluşturduğunu kaydederek, "Kamera arkasını görünce o korkuyu aştım; ‘Aslında bu sahneler böyle çekiliyor. Kamera arkası böyle oluyor’ diye görünce çok keyifli olduğunu gördüm. Gerçekten yeni korku filminde rol almak isterim. Sarı saç uygundu. Yarısı siyah ve sarı idi" dedi.
Tanrısevsin, kendisi ile Kerem Bursin arasındaki ilişki sorulunca, "Özel hayatla ilgili konuşmayalım" diye devam etti.
Filmde 'Olivia’ karakterini canlandıran Wilma Elles, çocukluğunda korku filmi izlemediğini, yetişkin olduktan sonra da tek başına bunu izlemekten kaçındığını söyledi. Elles, oynadığı filmde, korkan değil ‘Korkutan’ tarafında olduğunu vurgularken, "Bu film için esmer oldum. Koyu kahverengi saçım oldu. Bu kadar aksiyon isteyen korku filmi rolü bulamıyorsunuz. Bu nedenle bunu kaçırmak istemedim" dedi.
Vizyona kısa süre önce giren ’Katran’ filminde oynayan Yağmur Tanrısevsin ve Wilma Elles, kendilerine gelebilecek yeni korku filmi tekliflerini kabul edeceklerini söyledi.
Zeynep Özek’in Birleşik Arap Emirlikleri merkezli MBC4 kanalındaki 'Turki Ekstra’ programında Amerika da yaşayan Türk yönetmen Ersen Denk’in senaryosunu yazıp yönettiği ‘Katran’ (The Tragedy) adlı korku filminin oyuncuları ile yapılan röportajlar yayınlandı.
TANRISEVSİN, KEREM BURSİN İLE İLGİLİ KONUŞMADI
’Katran’ filminde ’Jennifer’i canlandıran Yağmur Tanrısevsin, daha önceleri korku filmlerinden korktuğu halde ancak, yine de izlemeden duramadığını anlattı. Tanrısevsin, korku filmlerinin kendisinde bir dönem fobi oluşturduğunu kaydederek, "Kamera arkasını görünce o korkuyu aştım; ‘Aslında bu sahneler böyle çekiliyor. Kamera arkası böyle oluyor’ diye görünce çok keyifli olduğunu gördüm. Gerçekten yeni korku filminde rol almak isterim. Sarı saç uygundu. Yarısı siyah ve sarı idi" dedi.
Tanrısevsin, kendisi ile Kerem Bursin arasındaki ilişki sorulunca, "Özel hayatla ilgili konuşmayalım" diye devam etti.
Filmde 'Olivia’ karakterini canlandıran Wilma Elles, çocukluğunda korku filmi izlemediğini, yetişkin olduktan sonra da tek başına bunu izlemekten kaçındığını söyledi. Elles, oynadığı filmde, korkan değil ‘Korkutan’ tarafında olduğunu vurgularken, "Bu film için esmer oldum. Koyu kahverengi saçım oldu. Bu kadar aksiyon isteyen korku filmi rolü bulamıyorsunuz. Bu nedenle bunu kaçırmak istemedim" dedi.
İşte ünlülerin diyetisyeninin ölüm nedeni
Etiler'deki evinde yakınları tarafından ölü bulunan ünlü diyetisyen Yelda Kahvecioğlu'nun (30), cenazesi ailesi tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alındı. Annesi Güler Kahvecioğlu kızının fotoğrafını elinden bırakmadı. Ayakta durmakta güçlük çeken ablası Derya Kahvecioğlu, "Gül yüzlü kardeşimdi. miniciğimdi o" diyerek gözyaşı döktü. Yelda Kahvecioğlu'nun yakın, Ayşe Küçük, ölüm sebebinin "İlk belirlemelere göre kalp krizi." olduğunu söyledi.
Diyetisyen Yelda Kahvecioğlu'ndan (30) bir süre haber alamayan yakınları, durumu polise bildirdi. Kahvecioğlu'nun, Beşiktaş Ulus Öztopuz Caddesi'ndeki bir sitede bulunan evine gelen polis ekipleri, çilingir yardımıyla kapıyı açarak içeri girdi. Kahvecioğlu'nu evin yatak odasında ölü bulan polis, olay yerinde inceleme yaptı. İncelemenin ardından Kahvecioğlu'nun cesedi, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Yelda Kahvecioğlu'nun twitter hesabından paylaştığı iletilerde kafalarda soru işareti bıraktı.
Kahvecioğlu'nun attığı tweetler şöyle:
Aşk 3 kişiyle yaşanmaz! Yaşansaydı aşk olmazdı. Hep birilerini mutlu etmek için yaşadın. Ne onları mutlu edebildin. Ne kendin mutlu kaldın. Ya sonra? Aşk, en yüksek özgürlük biçimidir. Aşk rastgele yaşamayı sona erdirir, hayatın farkına varırsın... O kadın...
Kahvecioğlu’nun cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı
Beşiktaş, Etiler’deki evinde yakınları tarafından ölü bulunan ünlü diyetisyen Yelda Kahvecioğlu’nun (30), cenazesi ailesi tarafından Adli Tıp Kurumu’ndan alındı. Annesi Güler Kahvecioğlu kızının fotoğrafını elinden bırakmadı. Ayakta durmakta güçlük çeken ablası Derya Kahvecioğlu, "Gül yüzlü kardeşimdi. miniciğimdi o" diyerek gözyaşı döktü. Yelda Kahvecioğlu’nun yakın, Ayşe Küçük, ölüm sebebinin "İlk belirlemelere göre kalp krizi." olduğunu söyledi.
Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Yelda Kahvecioğlu’nun ailesi ve yakınları basında bıçaklanarak öldürüldüğü yolundaki haberleri asılsız olduğunu vurguladı. Yelda Kahvecioğlu’nun manevi annesi olduğunu belirten Ayşe Küçük, "Cumartesi akşamından beri telefonla arıyorduk. Ulaşamadık. Ulaşamadığımız için çok endişe ettim. O benim manevi kızımdı. Endişe ettiğim için ertesi gün arkadaşlarını aradım. Hakan (arkadaşı) ile birlikte oğlum, kızım, damadım hep birlikte gittik. Anahtarla açmaya çalıştık fakat arkada anahtar vardı. Açamadık, çilingir çağırdık. Çilingir yardımıyla açtık kapıyı. Yelda’yı da yatağında uyur bir şekilde bulduk" dedi.
Ayşe Küçük’de bıçaklanarak öldürüldüğü yolundaki haberlere tepki göstererek, "Hepsi yalan. Adli Tıp’tan doktor geldi ’kalp krizi dedi. İlk belirlemelere göre kalp krizi. Otopsi sonucu ne olduğunu söyleyecek. Diğerlerinin hepsi yalan. Ne şekilde bulunduğu, bıçaklandığı şudur budur" dedi. Yelda Kahvecioğlu’nun annesi Güler Kahvecioğlu Adli Tıp Kurumu önünde kızının fotoğrafına sarılarak gözyaşları döktü. Kahvecioğlu’nun ablası Derya ise "Bi tanemdi. Miniciğimdi O . Minicik kardeşimdi. Gül yüzlü kardeşimdi" diyerek gözyaşlarına boğuldu. Adli Tıp Kurumu’ndan alınan Yelda Kahvecioğlu’nun cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki gasilhaneye götürüldü. Cenaze ikindi vakti Beşiktaş Arnavutköy’deki Teşfikiye Cami’nde kılınacak cenaze namazının ardından Antalya’nın Gazipaşa ilçesine gönderilerek, orada yarın defnedileceği öğrenildi.
Süleyman KAYA/İSTANBUL,(DHA)
Diyetisyen Yelda Kahvecioğlu'ndan (30) bir süre haber alamayan yakınları, durumu polise bildirdi. Kahvecioğlu'nun, Beşiktaş Ulus Öztopuz Caddesi'ndeki bir sitede bulunan evine gelen polis ekipleri, çilingir yardımıyla kapıyı açarak içeri girdi. Kahvecioğlu'nu evin yatak odasında ölü bulan polis, olay yerinde inceleme yaptı. İncelemenin ardından Kahvecioğlu'nun cesedi, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Yelda Kahvecioğlu'nun twitter hesabından paylaştığı iletilerde kafalarda soru işareti bıraktı.
Kahvecioğlu'nun attığı tweetler şöyle:
Aşk 3 kişiyle yaşanmaz! Yaşansaydı aşk olmazdı. Hep birilerini mutlu etmek için yaşadın. Ne onları mutlu edebildin. Ne kendin mutlu kaldın. Ya sonra? Aşk, en yüksek özgürlük biçimidir. Aşk rastgele yaşamayı sona erdirir, hayatın farkına varırsın... O kadın...
Kahvecioğlu’nun cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı
Beşiktaş, Etiler’deki evinde yakınları tarafından ölü bulunan ünlü diyetisyen Yelda Kahvecioğlu’nun (30), cenazesi ailesi tarafından Adli Tıp Kurumu’ndan alındı. Annesi Güler Kahvecioğlu kızının fotoğrafını elinden bırakmadı. Ayakta durmakta güçlük çeken ablası Derya Kahvecioğlu, "Gül yüzlü kardeşimdi. miniciğimdi o" diyerek gözyaşı döktü. Yelda Kahvecioğlu’nun yakın, Ayşe Küçük, ölüm sebebinin "İlk belirlemelere göre kalp krizi." olduğunu söyledi.
Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Yelda Kahvecioğlu’nun ailesi ve yakınları basında bıçaklanarak öldürüldüğü yolundaki haberleri asılsız olduğunu vurguladı. Yelda Kahvecioğlu’nun manevi annesi olduğunu belirten Ayşe Küçük, "Cumartesi akşamından beri telefonla arıyorduk. Ulaşamadık. Ulaşamadığımız için çok endişe ettim. O benim manevi kızımdı. Endişe ettiğim için ertesi gün arkadaşlarını aradım. Hakan (arkadaşı) ile birlikte oğlum, kızım, damadım hep birlikte gittik. Anahtarla açmaya çalıştık fakat arkada anahtar vardı. Açamadık, çilingir çağırdık. Çilingir yardımıyla açtık kapıyı. Yelda’yı da yatağında uyur bir şekilde bulduk" dedi.
Ayşe Küçük’de bıçaklanarak öldürüldüğü yolundaki haberlere tepki göstererek, "Hepsi yalan. Adli Tıp’tan doktor geldi ’kalp krizi dedi. İlk belirlemelere göre kalp krizi. Otopsi sonucu ne olduğunu söyleyecek. Diğerlerinin hepsi yalan. Ne şekilde bulunduğu, bıçaklandığı şudur budur" dedi. Yelda Kahvecioğlu’nun annesi Güler Kahvecioğlu Adli Tıp Kurumu önünde kızının fotoğrafına sarılarak gözyaşları döktü. Kahvecioğlu’nun ablası Derya ise "Bi tanemdi. Miniciğimdi O . Minicik kardeşimdi. Gül yüzlü kardeşimdi" diyerek gözyaşlarına boğuldu. Adli Tıp Kurumu’ndan alınan Yelda Kahvecioğlu’nun cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki gasilhaneye götürüldü. Cenaze ikindi vakti Beşiktaş Arnavutköy’deki Teşfikiye Cami’nde kılınacak cenaze namazının ardından Antalya’nın Gazipaşa ilçesine gönderilerek, orada yarın defnedileceği öğrenildi.
Süleyman KAYA/İSTANBUL,(DHA)
Ameliyat olacak
Tuncer Baydar’dan ayrılan Burcu Kara, 34’üncü yaşını arkadaşlarıyla Levendiz Meyhanesi’nde kutladı.
Kara, çıkışta kronik sinüzit nedeniyle yakında ameliyat masasına yatacağını söyledi.
Kara, çıkışta kronik sinüzit nedeniyle yakında ameliyat masasına yatacağını söyledi.
Beren'e doğum günü öpücüğü
Kenan Doğulu geçtiğimiz yaz nikah masasına oturduğu eşi Beren Saat'in doğum gününü Instagram üzerinden kutladı.
Saat'in kumsalda yürürken çekilen bir fotoğrafını sayfasında paylaşan Doğulu, altına "İyi ki doğdun oyun arkadaşım, aşk ortağım... Güzel yüzün hep gülsün :) İyi ki varsın Seni çoook seviyorum!" notunu düştü.
Saat, yeni yaşını eşi ve ailesiyle birlikte kutladı.
Canan Doğulu'nun çektiği bir kareyi de sayfasında yayınlayan Beren Saat altına "Pastam, sevgilim, mutlu ışıklar, aşk, öpücük, çilekler, mumlar, gülücük... fotoğrafa katılan herkese teşekkürler..." notunu düştü.
BELÇİM DE UNUTMADI
Yakın dostu Belçim Bilgin de Beren Saat için Instagram sayfasında bir not yayınladı.
"Zarif, derin, güzel, hassas arkadaşım...Nice anlara, kahkahalara, neşeye, yıllara...iyi ki doğdun"
Saat'in kumsalda yürürken çekilen bir fotoğrafını sayfasında paylaşan Doğulu, altına "İyi ki doğdun oyun arkadaşım, aşk ortağım... Güzel yüzün hep gülsün :) İyi ki varsın Seni çoook seviyorum!" notunu düştü.
Saat, yeni yaşını eşi ve ailesiyle birlikte kutladı.
Canan Doğulu'nun çektiği bir kareyi de sayfasında yayınlayan Beren Saat altına "Pastam, sevgilim, mutlu ışıklar, aşk, öpücük, çilekler, mumlar, gülücük... fotoğrafa katılan herkese teşekkürler..." notunu düştü.
BELÇİM DE UNUTMADI
Yakın dostu Belçim Bilgin de Beren Saat için Instagram sayfasında bir not yayınladı.
"Zarif, derin, güzel, hassas arkadaşım...Nice anlara, kahkahalara, neşeye, yıllara...iyi ki doğdun"
Erkan Petekkaya "John Malkovich çağırdı gitmedim"
Erkan Petekkaya için alışveriş ve yeme içme önemli seyahat sebepleri değil. O turkuaz mavisi suların peşinden gitmeyi seviyor, egzotik noktalarda yeni kültürlerin peşinden koşuyor. Öyle ki onun için John Malkovich ile sohbet etmek bile güzel bir deniz manzarasından daha geri planda.
- İstanbul. Trafiği hariç yaşamayı çok sevdiğim bir şehir. Adana’nın insanları çok iyi. İzmir çok rahat, yaşanabilecek ve keyifli bir yer. Kimse kimseye karışmıyor.
Kendinizi büyülenmiş hissettiğiniz yer?
- Genelde egzotik noktalar. Mesela Johannesburg.
Neden?
- Orada elektrik bile kulanmayan bir kabileyle tanıştım. Çadırlarda kalıyorlardı. Cape Town da beni çok etkiledi. Mandela’nın yıllarca hapis yattığı yeri gezdim.
En son nereye gittiniz?
- Denizin turkuaz rengini çok seviyorum. Bu aradığımı da en son gittiğim Mauritius’ta buldum. Hint Okyanusu’nda bir ada ülkesi. Turkuaz rengi deniz demişken, Bodrum’dan biraz Göcek tarafına doğru geçince Orak Adası var. Oranın suyu da Maldivler gibi.
Yediğiniz en ilginç yemek?
- Seyahat ettiğim yerlerde yemek kültürüyle çok ilgilenmiyorum. Sadece bizim damak tadımıza en uygun lezzetleri bulmaya çalışıyorum. En sevdiğim şeyler istiridye, midye gibi kabuklu deniz ürünleri.
En kısa sürede görmek istediğiniz yer?
- Tek başımaysam Katmandu. Ailecekse Küba ve Filipinler...
Seyahate çıkarken bavula ilk koyduğunuz şey?
- Şort.
Otel odasından çaldığınız bir eşyayı itiraf eder misiniz?
- Mauritius’ta kaldığım otelde ilginç bir kül tablası vardı. Çalmadım. Rica edip aldım.
Tatilde başınıza gelen en ilginç olay?
- Tekneyle tatil yaparken Palamutbükü’nde John Malkovich’i gördüm. İncik boncuk alıyordu. Sonra öğrendim ona “Burada Türkiye’den bir oyuncu var” demişler. Merak etmiş. İnternete girip beni araştırmış. Sonra teknesine davet etti. Ama gitmedim.
Neden?
- Çünkü İngilizce bilmiyorum. Ne konuşabilirdik ki!
Gittiğiniz ve gördüğünüz yerler arasında dünyanın sekizinci harikası nereye dersiniz?
- Rodos. Suyun inanılmaz fosforlu ve mavi bir rengi vardı. Öyle ki uzun süre yüzdükten sonra sudan çıkıyorsun. Karaya ayak basar basmaz canın denize geri girmek istiyor.
Gittiğiniz tatilde rahatlamak ve eğlenmek için neler yaparsınız?
- Tekneyle tatile çıkmayı tercih ediyorum. İstediğim yerde durup güneşin batışını seyrederim. Geceleyin yıldızlar üzerimdeyken
uyumak da hoşuma gider.
En sevdiği şehirler...
İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır...
Seyahatten almadan dönmeyeceği üç şey...
Karım ve çocuğum...
Bavulunun olmazsa olmazları...
Şortum ve eşofmanım.
Nerede kalır?
Otel sevmem. Tekne tatili tercihim.
Ne okuyor, ne dinliyor?
Led Zeppelin, Deep Purple dinlerim. Elimde hangi kitap varsa onu okurum.
Favori seyahat arkadaşı...
10 yaşındaki oğlum.
(Hakan Gence / Hürriyet)
- İstanbul. Trafiği hariç yaşamayı çok sevdiğim bir şehir. Adana’nın insanları çok iyi. İzmir çok rahat, yaşanabilecek ve keyifli bir yer. Kimse kimseye karışmıyor.
Kendinizi büyülenmiş hissettiğiniz yer?
- Genelde egzotik noktalar. Mesela Johannesburg.
Neden?
- Orada elektrik bile kulanmayan bir kabileyle tanıştım. Çadırlarda kalıyorlardı. Cape Town da beni çok etkiledi. Mandela’nın yıllarca hapis yattığı yeri gezdim.
En son nereye gittiniz?
- Denizin turkuaz rengini çok seviyorum. Bu aradığımı da en son gittiğim Mauritius’ta buldum. Hint Okyanusu’nda bir ada ülkesi. Turkuaz rengi deniz demişken, Bodrum’dan biraz Göcek tarafına doğru geçince Orak Adası var. Oranın suyu da Maldivler gibi.
Yediğiniz en ilginç yemek?
- Seyahat ettiğim yerlerde yemek kültürüyle çok ilgilenmiyorum. Sadece bizim damak tadımıza en uygun lezzetleri bulmaya çalışıyorum. En sevdiğim şeyler istiridye, midye gibi kabuklu deniz ürünleri.
En kısa sürede görmek istediğiniz yer?
- Tek başımaysam Katmandu. Ailecekse Küba ve Filipinler...
Seyahate çıkarken bavula ilk koyduğunuz şey?
- Şort.
Otel odasından çaldığınız bir eşyayı itiraf eder misiniz?
- Mauritius’ta kaldığım otelde ilginç bir kül tablası vardı. Çalmadım. Rica edip aldım.
Tatilde başınıza gelen en ilginç olay?
- Tekneyle tatil yaparken Palamutbükü’nde John Malkovich’i gördüm. İncik boncuk alıyordu. Sonra öğrendim ona “Burada Türkiye’den bir oyuncu var” demişler. Merak etmiş. İnternete girip beni araştırmış. Sonra teknesine davet etti. Ama gitmedim.
Neden?
- Çünkü İngilizce bilmiyorum. Ne konuşabilirdik ki!
Gittiğiniz ve gördüğünüz yerler arasında dünyanın sekizinci harikası nereye dersiniz?
- Rodos. Suyun inanılmaz fosforlu ve mavi bir rengi vardı. Öyle ki uzun süre yüzdükten sonra sudan çıkıyorsun. Karaya ayak basar basmaz canın denize geri girmek istiyor.
Gittiğiniz tatilde rahatlamak ve eğlenmek için neler yaparsınız?
- Tekneyle tatile çıkmayı tercih ediyorum. İstediğim yerde durup güneşin batışını seyrederim. Geceleyin yıldızlar üzerimdeyken
uyumak da hoşuma gider.
En sevdiği şehirler...
İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır...
Seyahatten almadan dönmeyeceği üç şey...
Karım ve çocuğum...
Bavulunun olmazsa olmazları...
Şortum ve eşofmanım.
Nerede kalır?
Otel sevmem. Tekne tatili tercihim.
Ne okuyor, ne dinliyor?
Led Zeppelin, Deep Purple dinlerim. Elimde hangi kitap varsa onu okurum.
Favori seyahat arkadaşı...
10 yaşındaki oğlum.
(Hakan Gence / Hürriyet)
Paris Hilton Havana'yı salladı!
Magazin dünyasının ünlü ismi Paris Hilton, Küba ziyaretine renkli başladı.
Takvim'de yer alan habere göre Hilton başkent Havana'da ilk olarak, Fidel Castro'nun oğlu Fidel Castro Diaz-Balart tarafından özel olarak davet edildiği 17'nci Puro Festivali'ne katıldı.
Castro ile kendi telefonuyla selfie çekmeyi de ihmal etmeyen ünlü yıldız, gecenin en çok ilgi çeken konuğu oldu. Partide Hilton'a ünlü manken Naomi Campbell eşlik etti.
Güzelliğiyle dikkatleri üzerine çeken Campbell gecede siyah bir elbise tercih ederken, Hilton altın rengi ışıltılı gece elbisesiyle modacılardan tam not aldı.
Takvim'de yer alan habere göre Hilton başkent Havana'da ilk olarak, Fidel Castro'nun oğlu Fidel Castro Diaz-Balart tarafından özel olarak davet edildiği 17'nci Puro Festivali'ne katıldı.
Castro ile kendi telefonuyla selfie çekmeyi de ihmal etmeyen ünlü yıldız, gecenin en çok ilgi çeken konuğu oldu. Partide Hilton'a ünlü manken Naomi Campbell eşlik etti.
Güzelliğiyle dikkatleri üzerine çeken Campbell gecede siyah bir elbise tercih ederken, Hilton altın rengi ışıltılı gece elbisesiyle modacılardan tam not aldı.
Gülben ile Seda'nın 'reklam savaşı' kızıştı!
Gülben Ergen 2 günde 750 bin lira kazandı ama yine de Seda Sayan'ın kazancını geçemedi.
Bugün Gazetesi'nden Gülden Avuç'un haberine göre Seda Sayan’ın 3 yıl önce 750 bin dolar karşılığında rol aldığı firmanın yeni yüzü Gülben Ergen oldu. Ücrette Sayan’a yaklaşamayan Ergen, 750 bin liraya imza attı.
Ünlü markaların aranılan yüzü olan Gülben Ergen, bir marketler zinciriyle anlaştı. 10 reklam filmlik anlaşma yapan Ergen, geçtiğimiz hafta gerçekleşen çekimleri iki günde tamamladı.
Yönetmenliğini ünlü sanatçı Metin Arolat’ın yaptığı reklam filmleri, firmanın Fındıklı mağazasında çekildi. Fotoğrafları Ergen’in yakın arkadaşı Nihat Odabaşı çekti. Ergen’in bu anlaşmadan 750 bin lira aldığı öğrenildi.
SEDA’NIN YANINA YAKLAŞAMADI
Seda Sayan, 2012 yılında aynı firmanın reklam yüzü olmuş ve 750 bin dolar (o dönemde 1.4 milyon lira) almıştı. Ancak Gülben Ergen, aldığı 750 bin lirayla sahnelerdeki rakibi Seda Sayan’ın yanına yaklaşamadı.
Çekimleri iki günde tamamlanan reklam filmlerinde ünlü sanatçıya genç oyuncu Neslihan Günaydın Aka eşlik etti.
Bugün Gazetesi'nden Gülden Avuç'un haberine göre Seda Sayan’ın 3 yıl önce 750 bin dolar karşılığında rol aldığı firmanın yeni yüzü Gülben Ergen oldu. Ücrette Sayan’a yaklaşamayan Ergen, 750 bin liraya imza attı.
Ünlü markaların aranılan yüzü olan Gülben Ergen, bir marketler zinciriyle anlaştı. 10 reklam filmlik anlaşma yapan Ergen, geçtiğimiz hafta gerçekleşen çekimleri iki günde tamamladı.
Yönetmenliğini ünlü sanatçı Metin Arolat’ın yaptığı reklam filmleri, firmanın Fındıklı mağazasında çekildi. Fotoğrafları Ergen’in yakın arkadaşı Nihat Odabaşı çekti. Ergen’in bu anlaşmadan 750 bin lira aldığı öğrenildi.
SEDA’NIN YANINA YAKLAŞAMADI
Seda Sayan, 2012 yılında aynı firmanın reklam yüzü olmuş ve 750 bin dolar (o dönemde 1.4 milyon lira) almıştı. Ancak Gülben Ergen, aldığı 750 bin lirayla sahnelerdeki rakibi Seda Sayan’ın yanına yaklaşamadı.
Çekimleri iki günde tamamlanan reklam filmlerinde ünlü sanatçıya genç oyuncu Neslihan Günaydın Aka eşlik etti.
Demet Akalın büyük korkuya kapıldı!
Şarkıcı Demet Akalın: "Kitap okumayı seveceğim diye çok korkuyorum..."
Güneş'in haberine göre Ay Hadi İnşallah kitabında kendisinden bahseden yazar Pucca'nın yeni kitabı O Adam Buraya Gelecek'i satın alan Demet Akalın, yazdığı şu satırlarla dikkat çekti: "Kitap okumaktan nefret ederim, 'Filmi çıksın gideriz' diyen tiplerdenim. İyi örnek değilim! Ama Pucca'nın bu kitabını kendim 22 lira ödeyetek aldım valla iyikide almışım bana kitap okumayı sevdirecek diye korkuyorum."
Güneş'in haberine göre Ay Hadi İnşallah kitabında kendisinden bahseden yazar Pucca'nın yeni kitabı O Adam Buraya Gelecek'i satın alan Demet Akalın, yazdığı şu satırlarla dikkat çekti: "Kitap okumaktan nefret ederim, 'Filmi çıksın gideriz' diyen tiplerdenim. İyi örnek değilim! Ama Pucca'nın bu kitabını kendim 22 lira ödeyetek aldım valla iyikide almışım bana kitap okumayı sevdirecek diye korkuyorum."
Şeyda Coşkun'a 'düşük' uyarısı!
‘Ünlülerin yaşam koçu’ olarak tanınan Şeyda Coşkun’un Instagram’da paylaştığı fotoğraf, takipçileri arasında olay yarattı.
Hürriyet'in haberine göre 9 aylık hamile olan ve doğum yapmak için Amerika’ya giden Coşkun, içinde ıspanak, marul, maydanoz, salatalık, kereviz ve zencefil olan yeşil bir karışımı içerken verdiği pozu sayfasına ekledi.
Bazı takipçileri, maydanozun düşüğe neden olabileceği gerekçesiyle Coşkun’u uyardı. Bazıları da ‘yaşam koçu’nun bu konuda bilinçli olduğunu savunarak uyarılara tepki gösterdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















.jpg)


















.jpg)



