27 Şubat 2017 Pazartesi

Bella Hadid kolyesiyle geceye damga vurdu

Podyumlarda fırtına gibi eseh Bella Hadid, mücevherden kıyafetiyle uyumlu 81 karatlık kolyesiyle Bulgari'nin gecesine damga vurdu.
Bulgari’nin Sonbahar/Kış 2017 Aksesuar Koleksiyonu’nun yüzü olduğunu Instagram hesabından duyuran Bella Hadid, ilk etkinliğini gerçekleştirdi.
Model, Milano Moda Haftası kapsamında Bulgari Hotel’de düzenlenen tanıtımda göz kamaştırdı.
Markanın mücevherlerinden yapılan dekolteli bir elbisesini giyen Hadid, şıklığını kolyeyle tamamladı.

Hadid'in önden bakıldığı zaman oldukça sade duran kolyesi, sırt dekoltesinde ise 81 karatlık bir bir yılan silüetini şeklindeydi.
20 yaşındaki model; Lottie Moss, Winnie Harlow ve Caroline Vreeland gibi yıldızlarla bir arada olsa kıyafetiyle geceye damga vurdu.

Bella Hadid'in 4 bin 150 dolarlık Serpenti Tubogas Coctail Clutch çanta tercihi ise gecenin dikkat çeken bir başka şıklığı oldu.


42. Cesar Sinema Ödülleri sahiplerini buldu

Fransa'nın Oscar'ı olarak bilinen 42. Cesar Sinema Ödülleri dağıtıldı. İşte ödül alanlar...

Paris'te düzenlenen törende, bu yıl 42'nci kez gerçekleştirilen etkinlikte Hollandalı Paul Verhoeven'in yönettiği "Elle", en iyi film ödülünü kazandı.
Isaballe Huppert, "Elle" filminde gösterdiği performansla en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı.
Gaspard Ulliel de "Juste La Fin Du Monde" yapıtındaki başarısıyla en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Xavier Dolan geceye katılamayan oyuncunun yerine ödülü aldı ve notunu paylaştı.
Xavier Dolan ise "Juste La Fin Du Monde" filmiyle en iyi yönetmen ödülünü aldı
James Thierree, "Chocolat" filmindeki performansıyla en iyi yardımcı erkek oyuncu seçildi.
Deborah Lukumuena, "Divines" filmindeki performansıyla en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü elde etti.
Solveig Anspach ve Jean-Luc Gaget, "L'effet Aquatique" filmindeki başarılarıyla en iyi senaryo ödülüne değer bulundu.
En iyi yabancı film ödülü ise ünlü yönetmen Ken Louach'ın "Moi, Daniel Blake" adlı eserine gitti.
Cesar'ın bu yılki "onur ödülü" Hollywood'un ünlü ismi George Clooney'e verildi.
Törenin "ustalara saygı" bölümü ise Fransızların efsane oyuncusu Jean Paul Belmondo'ya ayrıldı.








"İstanbul Kırmızısı"nın İtalya tanıtımı yapıldı

Yönetmen Ferzan Özpetek’in kariyerindeki 11’inci uzun metraj filmi olan “İstanbul Kırmızısı"nın (Rosso İstanbul) Roma’daki Adriano sinemasında özel gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimin ardından filmin yönetmeni Özpetek, başrol oyuncuları Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün ve Mehmet Günsür açıklamalarda bulundu. Ergenç, "İstanbul'u ilk kez bu film sayesinde böyle gördüm" dedi.


TÜRK EKİBİNİN OLDUĞU İLK FİLM
Yönetmen Özpetek, İstanbul Kırmızısı’nın kendisinin ilk Türk filmi olduğunu belirterek, "Tamamen Türk oyuncularının olduğu, Türk ekibin olduğu, bir tek görüntü yönetmeni ve kameramanın haricinde Türk filmi. Filmin bütün post prodüksiyonunu Türkiye’de yaptık. Ben çok mutlu oldum." dedi.

HALİT ERGENÇ'E ÖVGÜ
Bütün bir film ekibi olarak güzel bir prodüksiyona imza attıklarına dikkati çeken Özpetek, "Bir kere prodüksiyon müthiş güzel bir prodüksiyon. Çok çok iyi idi. Bir şeyi düşünüyordum şu şöyle olsun derken, o öyle olmuş oluyordu. Bu açıdan çok mükemmeldi. Oyuncularla çok iyi çalıştım. Çok dikkatliler. Halit’in rolünü düşün filmde. 42 gün her gün çekime geldi. Normal bir şey değil. İnsanüstü bir şey. Bir de gülümseyerek sabahleyin gelmesi beni çok şaşırtıyordu." ifadelerini kullandı.

"KORKMA GEL" DEDİM
Filmin çekildiği sırada Türkiye’de meydana gelen bazı elim olaylar dolayısıyla İtalya’daki dostlarının evham yaptığını, filmi başka yerde çekmeyi kendisine önerdiklerini anlatan Ferzan Özpetek, şunları kaydetti:
"İlginç bir şey oldu. Biz çekimlere başladık. Başlamadan 15 gün önce zannediyorum ki İstiklal Caddesi'nde bir patlama oldu. Görüntü yönetmenine ben, 'Korkma gel' dedim. Keşke başka bir yerde çekseydiniz dediler. Sonra Belçika’daki hadise oldu. Onun üzerine benim ağzımda hep Belçika. O günden sonra diyorum ki bunlar her yerde olabilecek şeyler. Bir tek herhangi bir olay olabilir mi korkusu vardı. Öyle bir şey de olmadı. Gayet güzel geçti. Biz orada çekim yapıyoruz. İtalya’dan kıyameti koparıyorlardı. ‘Sen delisin, niye oradasın’ diye. Ben devamlı olarak instagram’a, Twitter’a resimler koyuyordum ki karşı tarafa burada hayat normal devam ediyor demek hoşuma gidiyordu."

"HAYATIMDA İLK DEFA VAR OLAN BİRİNİ CANLANDIRDIM"
Başrol oyuncularından Tuba Büyüküstün de filmde yönetmen Özpetek’in hayatına giren ve önemli yer tutan Neval karakterini canlandırmasıyla ilgili olarak, "Hayatımda ilk defa var olan birini canlandırdım. Biz çekimden önce Neval ile hiç tanışmadık. Ben, Ferzan’dan duyduğum kadarıyla ve senaryo ile kitaptan okuduğum kadarıyla biliyordum. Ama Ferzan da tanışmamızı istemedi. Ferzan da tanışmamızı istemedi. Karakterde, ondan, benden ve Ferzan’dan bir karışım oluştu aslında. Direkt onu anlatmak yerine böyle bir tatlı karışım yaptık diye düşünüyorum." dedi.

"FERZAN'IN SEVDİĞİM BİR TONU VAR"
Uzun yıllardan sonra İstanbul’a dönüş yapan Orhan karakterini canlandıran başrol oyuncusu Halit Ergenç de İtalyan sineması ekolünden gelen yönetmen Özpetek ile çalışmanın nasıl olduğu sorusuna, “Türk, Avrupa veya Amerika ya da dünyanın neresi olursa olsun öyle ayırmak değil de Ferzan’ın bakış açısına göre değerlendirmek daha doğru olur. Ferzan’ın bana göre çok özel ve benim çok sevdiğim bir tonu var. Öyle bir ruhu var. O ruh, o filmlerin her birinde mevcut. Onun içinde olmak gerçekten çok büyük bir keyifti. Her yönetmenin bir tarzı vardır. Onunla beraber çalışmak gerçekten çok keyifliydi.” yanıtını verdi.

"BİR KADINI SABAH UYURKEN YATAKTA İZLEMEK GİBİ"
İtalyan gazetecilerin İstanbul ile ilgili sorusu üzerine Halit Ergenç, şunları anlattı:
"Çekimler sırasında Ferzan’ın görmek istediği, sevdiği şekilde bir İstanbul’u yaşadık. Bu da benim için birçok yenilikler barındırıyordu. Bunlardan biri de yalı hayatıydı. Sabah daha güneş dahi doğmadan küçük teknelerin boğazda gezdiğini gördüm. Beni en çok etkileyen şey, yalıya çok erken çekim için gittiğimizde boğazı kimse yokken görmek oldu. Bugün içerisinde insanların doğudan batıya, batıdan doğuya geçtiği görüntüden tamamen farklı. müthiş bir tezat oluşturuyordu. Doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum. Ben İstanbul’u ilk kez bu film sayesinde böyle gördüm. Çok güzel aşık olduğunuz bir kadını sabah uyurken yatakta izlemek gibi. Hepinize tavsiye ederim, İstanbul’a gelirseniz sabah erken saatte boğazda gezin. Kayıkla çıkın" diye konuştu.

FİLMİN KONUSU
Başrollerinde Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün, Nejat İşler, Mehmet Günsür, Çiğdem Onat, Serra Yılmaz ve Zerrin Tekindor’un yer aldığı İstanbul Kırmızısı’nda, uzun yıllar yurt dışında yaşayan yazar Orhan Şahin’in, ünlü yönetmen Deniz Soysal'ın ilk kitabı üzerinde çalışmak için İstanbul'a gelişi ve Orhan’ın daha ilk günden kendisini Deniz'in karmaşık ilişkileri, esrarengiz arkadaşları ve aile bireylerinin ortasında bulması işleniyor.
Filmin İtalya’daki özel gösterimi için bilet satışlarından elde edilen gelir, Roma’da kanser hastalarının tedavi gördüğü San Adriano hastanesi yararına bağışlandığı bildirildi.
İstanbul Kırmızısı'nın, Türkiye galası ise 1 Mart’ta İstanbul’da yapılacak.

Bu güzellik sırlarına kulak verin!

Ünlü isimlerin güzellik sırları hep merak edilir. Her ne kadar hayatları çok şatafatlı görünse de tanınmış kişiler genellikle cilt bakımı konusunda doğal yöntemlerden yana. Profesyonel hayatta sürekli makyaj yaptıkları için olsa gerek, günlük hayatta ‘Ne kadar sade, o kadar iyi’ anlayışını benimsiyorlar.

Ebru Şallı
Cildimin temizliği benim için çok önemli. Cildimin her zaman taze görünmesini isterim. Asla yüzümde makyajla uyumam. Ayda bir kez kese yaptırırım.Vücut ve yüz nemlendiricinizi sürmeyi ihmal etmeyin. Bu önerilere uyduğunuzda pürüzsüz bir cilde sahip olursunuz.
Pınar Altuğ 
Ayda bir mutlaka cilt bakımı yaptırıyorum. Asla makyajlı uyumam. Elimden geldiğince su içmeye çalışıyorum.
Düzenli olarak cilt bakım kremleri kullanıyorum. Haftada iki defa evde peeling ve nem maskesi yapmaya gayret ediyorum. Her sabah duş sonrası cildimi temizleyip kremlerimi sürerim. Akşamları da mutlaka cildimi temizler ve kremlerimi sürerim.
Wilma Elles  
Her gün yüzümü tonikle temizler, soda ile yıkarım. Makyajla yatmam. Bol su ve meyve tüketirim.
Nemlendirici kullanırım. Uyku, su ve sağlıklı beslenme olmazsa olmazım…
Sinem Öztürk 
Nemlendirici kremi gül yağıyla karıştırıp sabah-akşam yüzüme sürüyorum.
Cildimizi fazla kurcalamamız gerekiyor. Doğal yağlar kullanıyorum. En önemlisi yüzdeki makyajı iyi temizlemek ve cildi güneşten korumak.

Sarah Kohan hem geziyor hem para kazanıyor

Dünyanın en enteresan yerlerine giden ve yaptığı paylaşımlar ile dikkat çeken Sarah Kohan, hem geziyor hem de para kazanıyor.

Gezi bloggerı olan Sarah Kohan, Instagram hesabından yaptığı paylaşımlar ile büyük ilgi görüyor.
Dünyanın enteresan yerlerine gidip oralardan çektirdiği fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşan Kohan, geleceğin avukatları arasında yer almayı hedefliyor.
Bir Avustralyalı hukuk öğrencisi olan Sarah Kohan'ın Instagram'da 364bin takipçisi bulunuyor.
Sarah Kohan, seyahatlerinin fotoğraflarını ve seyahatlerinde karşılaştığı egzotik canlıları göndererek Instagram fenomeni olanlardan.
Haziran ayında Notre Dame’dan mezun olacak olan Kohan, Hollanda’daki Uluslararası Ceza Mahkemesinde staj yapmayı planlıyor.
Sarah Kohan bugüne kadar pek çok ünlü otel grubunun projelerinde de yer almış bir isim
Sosyal medyada popüler olan Kohan, otellerden ve bikini üreticilerinden reklam alarak para kazanıyor.
Reklam aldığı firmaların gezerek reklamını yapan Kohan, hem dünyayı geziyor hem de para kazanıyor.























Beren Saat’ten ‘Kaynana’ göndermesi

Geride bıraktığımız gün doğum gününü kutlayan Beren Saat, yaptığı paylaşımla kaynanasıyla sorunları olduğu yönündeki haberleri de böyle eleştirdi.

Beren Saat, geçtiğimiz gün doğum gününü kutladı. Kenan Doğulu'nun organize ettiği parti, çok sayıda ünlü ismi bir araya getirdi. Doğulu'nun eşi için romantik aşk şarkıları seslendirdiği ve bir DJ'in de performans sergilediği partinin sürprizi ise, Oryantal Didem'di.

Beren Saat, doğum günü ile ilgili olarak Instagram hesabından bir paylaşım yaptı. Saat, fotoğrafını şu notla paylaştı

Sonsuzluk ve bir gün… Dans pistinin ortasında, Barış K bana hediye ettiği mini setini çalarken kimonomun püsküllerinin bile benden bağımsız dans ettiğini hissediyorum, etrafımdaki herkesin coşkulu enerjisini ve hücrelerime kadar özgürce bulutlara bağlı olduğumu… Beni kollarının arasına alıp güzel dileklerde bulunan herkese bırakıyorum kendimi gözlerim kapalı, kalbinden kalbime bir ışık yolu hayal ederek dinliyorum… Telefonum güzel dilek notlarıyla; sosyal medya zamanına göre yüz bin yıldır kullanmadığım, doğum günümde 2M olmuş instagram sayfam kutlama mesajlarıyla; önüm arkam sağım solum hediyelerimle dolu… Sevilmek bu sevilmek… Kendine bir parti yapabilirdi bir kadın, kocasının ısmarlamasına gerek olmadan; “anlaşamadığı kaynanasıyla” gerçekte pistlerde dans arkadaşı olabilirdi; tüm sevdikleriyle kendine yaşadığı zamandan ya da coğrafyadan öte bir gün ayırabilirdi… Pek öyle oryantalli bir parti değildi bizimki daha ziyade dj ve müzisyen arkadaşlarımızın bizi kabiliyetleriyle mest ettiği; hep yanıbaşımda duran ve sesiyle etrafımda meleklerin uçuştuğunu hissettiren müthiş müzisyenin, minik konserine ruhumu bıraktığım, bir anlığına canına bulduğu canan olmaktan başka hiç bir şey hissetmediğim sonsuz bir andı…

Dünya’nın yaşaması en zor ama sakinleri ona en tutkulu şehirlerinden İstanbul’un kalbinde seyrettim Güneş’in önce doğum günüme sonra Haliç’e doğuşunu… Candan içeri bir kaç dostun şahitliğinde iyi ki doğdum dedim; iyi ki yaşıyoruz! 33 yıl önce o saatlerde annemin çektiği sancıyı duyumsadım… Sonra kendimi aşka bırakıp üzerimde sevgilimin doğumgünü hediyesi hırkamla rüyalara daldım… Bana zamanı dondurma gücü veren tüm sevgili kalplere, müziğe, dansa, aşka, bugünü bulduğumda anlamamı sağlayan Angelopoulos’a hayranlıklı bir selam olsun: ben sonsuzluk ve bir günüme erdim… Hala umutla gülebilen insanlara dokunmayınız efendim onlara sizin de ihtiyacınız olur…

Bunlarda İlginizi Çekebilir